(6762 S. K. m. 138, 434)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Antalya Asliye 6.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16.04.2003 tarih ve 1992/893 - 2003/361 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin de ortağı olduğu dava dışı A. Cam Sanayi ve Pazarlama A.Ş.nin ortakları olan, davalılar arasında uyuşmazlıklar başladığını, bundan müvekkilinin zarar gördüğünü ileri sürerek, şirketin feshi ile tasfiyeye karar verilmesini, kâr payının tespiti ile şimdilik 1.596.542.-TL. nın temerrüt faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı (İbrahim oğlu) Mehmet G. vekili, davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalılar, davaya yanıt vermemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, adı geçen şirketin 07.03.1993 tarihinde tasfiye edildiği, 08.12.1994 tarihinde kapanışın tescil edildiği, tasfiye dönemi sonunda davacının hissesine düşen tutarın 243.767.820.-TL olduğu gerekçeleriyle, fesih ile ilgili dava konusu kalmadığından bu konudaki talebin reddine, 243.767.820.-TL. nın dava tarihinden itibaren davalılardan temerrüt faizi ile birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davacının ortağı olduğu, dava dışı A. Cam Sanayi ve Pazarlama A.Ş.nin feshi, tasfiyesi ve kâr payının tespiti ve tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, adı geçen şirketin dava açıldıktan sonra, 07.03.1993 tarihinde tasfiye edildiği ve 08.12.1994 tarihinde kapanışının tescil edildiği, fesih davasının konusuz kaldığı gerekçesiyle, yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa dava açıldığı tarihte, anılan şirketin tüzel kişiliği devam ettiğine, bu şirketin ortaklarına husumet yöneltildiğine göre, davanın belirtilen şirket aleyhine açıldığının kabulü gerekir.
Ne var ki, davadan sonra şirketin tüzel kişiliği sicilden terkin edilmiş olup, yargılama boyunca şirket tüzel kişiliğinin devamı zorunludur.
Bu durumda, mahkemece, anılan şirketin ihyası için davacı tarafa, dava açmak üzere süre verilmesi, dava açıldıktan sonra, bu davanın sonucunun beklenilmesi, bu şirketin ihyasından sonra, davaya dahil edilmesi, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanmasından sonra da davacının talepleri hakkında bir karar verilmesi gerekirken, bunlar yerine getirilmeden, davaya devam edilmesi ve yazılı gerekçelerle hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy