(1479 S. K. ek m. 6)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 4. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 16.04.2003 tarih ve 2002/499 - 2003/222 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı banka arasında temerküz hesabına ilişkin protokol düzenlendiğini, davalının Şişli Şubesi'nden 04.02.1998 tarihinde havale edilen 94.811.000.000.-TL ile 05.02.1998 tarihinden havale edilen 146.919.349.050.-TL. nın 18.02.1998 tarihinde müvekkili hesabına geçirildiğini, bu nedenle alacaklarının doğduğunu, davalının havalenin yapıldığı tarihten bir sonraki günü valör tarihi olarak repo faizi uygulamak suretiyle toplam 5.991.150.337.-TL müvekkil hesabına intikal ettiğini, oysaki havale tarihinin valör tarihi olarak kabul edilip, reeskont faizinin uygulanması gerektiğini, 1479 sayılı Yasa'nın ek 6 ncı maddesi uyarınca hesaplanacak faizden de sorumlu olduğunu, protokol uyarınca mevcut zararın karşılanması gerektiğini iddia ederek, ödenmeyen 1.104.313.815.-TL, 1479 sayılı Yasa'nın ek 6 ncı maddesi uyarınca, 01.0378.554.251.-TL, 44.323.828.-TL mevduat faizi, 1.444.533.411.-TL reeskont faizi alacaklarının, ayrıca toplam kurum zararının davanın açıldığı tarihten tahsil tarihine kadar reeskont faizi, 1479 sayılı Yasa'nın ek 6 ncı maddesi gereğince reeskont faizi ve vadesiz mevduat faizi alacaklarının tahsiline kara verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, iddiaların yersiz olduğunu, havale tarihlerini valör tarihi olarak kabul edilmek suretiyle vadesiz mevduat faizi tahakkuk ettirdiği gibi, yükümlülük olmamasına rağmen repo faiz oranı dikkate alınarak ilave faiz tahakkuku ile 18.02.1998 tarihinde hesaplara intikal ettirildiğini, müvekkilinin temerrüdünün bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davaya İş Mahkemesi'nin bakmakla görevli olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görev nedeniyle reddine karar verilmiştir. Tesis edilen bu karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizin 30.04.2002 tarih 2001/7525 Esas 2002/4239 Karar sayılı ilamıyla, davaya bakmada genel mahkemelerin görevli olduğu gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak, yapılan yargılama sonucunda, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki protokol ve delillere göre hesaba geç intikal eden paralar için vadesiz mevduat faizi isteyebileceği, valör tarihinin ertesi gün olarak hesap edilmesi gerekirken, davacı lehine havale tarihinin esas alındığı, her iki gecikmeden dolayı davacı hesabına 5.999.150.337.-TL. nın 15.04.1998 tarihinde yatırıldığı, davacının reeskont faizi talep edemeyeceğinden faiz farkı olarak istenen 1.104.313.815.-TL istemesinin yersiz olduğu, hesaba geç intikalden dolayı protokol gereği vadesiz mevduat faizi ile yine geç ödemeden dolayı vadeli mevduat faizini cezai şart olarak talep edebileceği, vadesiz mevduat faizi alacağının dava tarihinden itibaren avans faizi ve 1479 sayılı Yasa'nın ek 6 ncı maddesi uyarınca cezai şart olarak vadeli mevduat faizi uygulanması ve ayrıca cezai şarta da dava tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasının dosya kapsamıyla sabit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 8.471.448.-TL akdi faiz ile 648.209.182.-TL cezai şart olmak üzere toplam 656.680.630.-TL. nın, 8.471.448.-TL. sına dava tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak ayrıca dava tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasa'nın Ek 6 ncı maddesi uyarınca 1 yıllık vadeli mevduata uygulanan faiz oranı cezai şart olarak uygulanarak, arta kalan 648.209.182.-TL. ye dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, davacı genel müdürlüğün davalı banka nezdindeki hesabına yapılan 94.811.000.000.-TL ve 146.919.346.050.-TL miktarlı havalelerin, süresi içerisinde temerküz hesabına intikal ettirilmemesi sebebiyle 3095 sayılı Kanun'a göre hesaplanan reeskont faizinin davalı bankadan tahsili ile, 1479 sayılı Yasa'nın Ek 6 ncı maddesine göre vadeli mevduat faizi, taraflar arasındaki protokol hükümleri uyarınca vadesiz mevduat faizi ve 3095 sayılı Yasa'ya göre reeskont faizi tatbiki istemlerine ilişkindir.
1479 sayılı Yasa'ya 06.03.1981 tarih ve 2423 sayılı Yasa ile eklenen Ek 6 ncı madde ile, bankaların kurum adına tahsil ettikleri sigorta primlerinin kurum hesaplarına intikalinde uygulanacak hükümler düzenlenmiş olup, buna göre, sigorta primlerinin ve her türlü borcun 15 gün içinde kurum hesabına geçirilmemesi halinde kurum ile antlaşmalarda ve diğer kanunlarda kayıtlı haklar saklı kalmak şartıyla ayrıca devlet bankalarının asgari bir yıllık vadeli mevduata ödedikleri faizinde kuruma ödenmesi hüküm altına alınmıştır.
Bunun yanında taraflar arasında düzenlenen ve dava konusu olaya tatbiki gerekli 22.11.1989 tarihli protokol ile de, hesapların intikalinde uygulanacak hükümler ayrıca belirlenmiş olup, genel düzenlemeler dışında protokol uyarınca kurumun vadesiz tüm hesaplarına yürürlükteki faiz oranının uygulanacağı öngörülmüştür.
Mahkemece, davacının, paranın süresi içerisinde hesaba geçirilmemesi sebebiyle ancak vadesiz mevduat faizi isteyebileceği, ancak, davalının repo faizi ödemekle repo faizi talep edebileceği gerekçesiyle, ödenen repo faizinin hesaplara geç intikal ettirilmesi nedeniyle protokol hükümlerine göre vadesiz mevduat ve 1476 sayılı Yasa'nın Ek 6 ncı maddesine göre cezai şart mahiyetinde mevduat faizi hesaplanarak hüküm altına alınmıştır. Ayrıca, dava tarihinden tahsil tarihine kadar, vadesiz mevduat faizi alacağına avans faizi ve cezai şart mahiyetindeki vadeli mevduat faizi, cezai şart mahiyetindeki vadeli mevduat faizi alacağına ise, avans faizi tatbiki gerektiği hükme bağlanmıştır.
Dava konusu olayda davalı bankanın Şişli Şubesi'nden 04.02.1998 tarihinde havale edilen 94.811.000.000.-TL ile 05.02.1998 tarihinde havale edilen 146.919.349.050.-TL. nin, davacının temerküz hesabına 18.02.1998 tarihinde intikal ettirildiği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Çekişme, havalelerin hesaba geç intikal ettirilmesi nedeniyle davacı talebinin ne olabileceği ve bu talebe uygulanacak hükümler hususunda toplanmaktadır. Havalelerin, taraflar arasındaki protokol hükümleri ve genel uygulamaya aykırı şekilde geç intikal ettirildiği, gecikmenin 15 günü aşmadığı sabittir. O halde, davacı, taraflar arasındaki protokol ve mevcut düzenlemeler dikkate alındığında mahkemenin de kabul ettiği üzere, ancak gecikme dolayısıyla vadesiz mevduat faizi talep edebilir. Davacı, ayrıca anapara alacağı niteliğindeki bu alacağının geç ödenmesi nedeniyle 1479 sayılı Yasa'nın Ek 6 ncı maddesi hükmüne göre cezai şart mahiyetindeki vadeli mevduat faizi, yine 22.11.1989 tarihli protokol hükümlerine göre ayrıca vadesiz mevduat faizi ile, gecikmeden dolayı reeskont faizi talep edebilme hakkına sahiptir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, hükmün yeterli araştırma ve incelemeye dayandığını söylemek mümkün değildir. Öncelikle, davalının repo faizi ödemesi, onun sorumluluğunu repo faizi üzerinden üstlendiği sonucunu doğurmaz. Dolayısıyla hesaplamanın bu miktar üzerinden yapılması doğru değildir. Ayrıca, uyuşmazlığın çözümü, bankacılık alanında özel ve teknik bilgi sahibi olmayı gerektirmektedir. O halde, bankacılık alanında uzman bilirkişi veya bilirkişiler kurulu vasıtasıyla yukarıda anılan ilkeler çerçevesinde inceleme yaptırılarak, davacının, valör tarihinin protokol hükmüne uygun olarak kabulüyle, havalelerin geç intikal ettirmesi sebebiyle talep edebileceği vadesiz mevduat faizi miktarı, anılan miktarın davacı hesabına geç intikal ettirilmesi sebebiyle davacının diğer talep hakları ve miktarları ve davalının ödemesi dikkate alınarak rapor aldırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, davacı Hazine olduğundan harç alınmasına mahal olmadığına, 08.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy