(1086 S. K. m. 224, 225)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 11.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 31.10.2002 tarih ve 2002/413 - 2002/504 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı Rauf Y. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların sürücüsü ve zorunlu trafik sigortacısı bulunduğu aracın çarpması sonucu, müvekkil şirkete kasko sigortalı aracın uğradığı (1.032.000.000) TL hasar bedelinin sigorta ettirene ödendiğini ileri sürerek, anılan meblağın ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte, davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı Rauf Y. vekili, Karamürsel Asliye Hukuk Mahkemelerinin yetkili bulunduğunu, talebin haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı sigorta şirketi temsilcisi savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı sürücünün % 75 oranında kusurlu bulunduğu, talep edilebilecek tazminat miktarının (576.729.000) TL olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, anılan meblağın davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihinden, diğer davalı yönünden ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı Rauf Y. vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacağın rucüen tahsili istemine ilişkindir. HUMK'nun 224/II maddesi uyarınca, yetki itirazı ilk itirazlardan olup, "hadise" prosedürü içinde incelenir. Buna göre, yetki itirazı mahkemeye gelmeden yazılı olarak ileri sürülebileceğinden, davalının yetki itirazının incelendiği oturumda bulunmak zorunluluğu yoktur. Yine, aynı yasanın 225.maddesi uyarınca mahkemece, yetki itirazının reddine karar verilmiş ise, bu kararın oturumda bulunmayan davalıya tebliği gerekir. Mahkemece, 02.07.2002 tarihli oturumda davalının yokluğunda, yetki itirazının reddine karar verildiği halde, bu karar davalı vekiline tebliğ edilmeden yargılamaya devam edilerek davanın esası hakkında hüküm kurulması, savunma hakkını kısıtlayıcı ve hükmün sonucuna etkili olabilecek nitelikte bir usul hatası olduğundan, doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
2- Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde, reddedilen kısım üzerinden davalı vekili yararına vekalet ücreti takdir edilmemesi ve yargılama giderlerinin kabul/ret oranına göre paylaştırılıp paylaştırılmadığı, Yargıtay denetimine açık şekilde belirtilmeden hüküm kurulması dahi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı Rauf Yıldız vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy