(6762 S. K. m. 365, 366, 367, 435)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Mahkemesi'nce verilen tarih ve sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin ortağı bulunduğu davalı anonim şirketin en son 15.09.1999 tarihinde toplanan genel kurulunun bir daha toplanamadığını, şirketin tek imza ile yönetildiğini, 5 kişilik yönetimin üç imza ile toplantılar yaptığını, sakat olan kararlar ile yönetilmesinin yasaya aykırı olduğunu, borçlarının alacaklarından çok fazla bulunduğunu, en büyük ortağın tutuklu olması nedeniyle, genel kurul toplanamayacağından yeni yönetim oluşamayacağını, yönetim kurulunun ve genel kurulun oluşamaması nedeniyle TTK. nun 435 nci maddesi uyarınca şirketin feshi ve kayımla yönetilmesi gerektiğini ileri sürerek, şirketin feshini ve kayyım atanmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, alacakların borcu fazlasıyla karşıladığı, genel kurulun toplantıya çağrısı için herhangi bir işlem yapılmadığı, dolayısıyla bu aşamada feshe karar verilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve gerek borçların alacakları karşılamadığına ve gerekse yönetim kurulu ile işlemlerine ilişkin iddiaların, dosya kapsamı ve özellikle sicil dosyasındaki bilgiler karşısında yerinde olmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacının, davalı anonim şirketin genel kurulunun toplanamadığına ilişkin iddiasına gelince; T.T.K'nun 435 nci maddesine göre, genel kurul toplanamaz ise verilecek uygun süre içinde durum düzeltilmediği takdirde mahkemece, şirketin feshine karar verilmesi zorunludur. Mahkemece yazılan yazıya ticaret sicilinin 29.4.2002 tarihinde verdiği yanıt ekindeki sicil dosyasına göre, davalı şirketin 15.9.1999 tarihli genel kurulundan sonra toplanamadığı anlaşılmaktadır. TTK. nun 365 nci, 366 ncı ve 367 nci madde hükümlerinde, genel kurulu toplantıya davete yetkili olanlar sayılmış olup, bunlar tarafından genel kurul toplantıya çağrılmamış ve bu yol tüketilmemiş olsa da, mahkemece, aynı kanunun 435 nci madde hükmüne göre, şirkete uygun süre verilmesi, bu yolun tüketilmesinden sonra, ortaya çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, genel kurulun yeniden oluşmasına teşebbüs edilmediği gerekçesiyle, eksik inceleme sonucu davanın reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına bozulmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy