(1086 S. K. m. 275, 284)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 8 Ticaret Mahkemesi'nce verilen 2.4.2003 tarih ve 2000/973-2003/166 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı kooperatif vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M.Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, davalı önceki kooperatif yöneticilerinin yönetimleri sırasında görevlerini yapmadıklarını, ihmal ettiklerini, bir takım işlerin yapılmadığı halde yapılmış gibi gösterilerek masraf belgeleri düzenlediklerini, genel kurullarda yanlış, yanıltıcı bilgiler verip, gerçeği saklamak suretiyle aklanmayı sağladıklarını, kooperatife 16.460.170.788 TL zarar verdiklerini ileri sürerek, anılan meblağın faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, dava konusu edilen tüm harcamaların genel kurullarda tartışıldığını ve yönetim kurullarının ibra edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, zarar olarak esas alınıp istenilen bedellerin yönetimce resmi mercilere yapılan harcamalar olduğu ve genel kurullarda ibra edilmiş bulunmaları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, geçmiş yıllarda kooperatif yönetim kurulu üyeliği görevinde bulunan davalıların yönetimleri sırasında görevlerini yapmadıkları, bu nedenle kooperatifi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı olarak açılmış tazminat istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, davalıların yönetimleri sırasında kooperatifin inşaatlarının tamamlandığını; iskan, maliye, tapu, SSK ile resmi daire ve kuruluşlardan ilişkilerin kesilerek ferdi münasebete geçilerek üyelerin adlarına tapularını almalarına sıra gelmişken, genel kurullarda üyelere işlemlerin yürütüldüğü, tüm işlemlerin yapılmakta olduğu, başvuruların yapılarak sonuçlarının beklenildiği yolunda bilgilerin verildiğini, bu bilgilerin genel kurulda faaliyet raporları ve denetçi raporlarında da ifade edildiğini, tüm işlemlerin tamamlanması için kooperatif kasasında yeterli paranın bulunduğunu, bu durumun 1997 yılı faaliyet raporunda davalılar tarafından açıkça ifade edildiğini, kooperatif paralarının repoya yatırıldığının bildirildiğini ancak, buna rağmen davalıların görevlerini yapmadıkları, ihmalleri nedeniyle vergi, resim ve harç muafiyetlerinden yararlanmadıkları, genel kurullarda yanıltıcı bilgiler vermek suretiyle aklanmayı sağladıklarını, görevlerini yapmadıklarının yönetimden ayrılmalarından sonra resmi dairelerdeki işlerin takibi sırasında ve ayrıca kooperatif evraklarının incelenmesiyle anlaşılabildiğini ileri sürmüşlerdir.
Davalıların görev yaptıkları yıllara ilişkin faaliyet raporları incelendiğinde, inşaat ruhsatı, kanal vizesi, vergi dairesi ilişik kesme belgesi, SSK ilişik kesme belgeleri için işlemlerin yürütüldüğünün, bunlar tamamlandıktan sonra iskan işlemlerinin tamamlanacağının, tapular ve ilgili gerekli tüm hazırlıkların yapıldığı, sadece isken raporunun beklendiğinin, kooperatifin parası bulunduğunun bildirildiği, inşaat ruhsatının yenilendiği, sigorta ile ilişiğinin kesildiği, temel, toprak ve ısı yalıtım vizelerinin harçları yatırılarak alındığını, 1998 yılına ait emlak vergisinin ödendiği hususlarının raporlarda yer aldığı görülmüştür. Dosyada mevcut 1999 yılında yapılan genel kurul tutanağı incelendiğinde, yönetim kurulunun faaliyet raporunda geçen hususlar ve bilanço tartışılmadan ibra edildiği, 1998 yılında yapılan genel kurul tutanağının ise dosyada mevcut olmadığı, bilirkişiler tarafından başka mahkeme dosyasına celbedilen ticaret sicili dosyasının tetkiki ile gerek 1998 yılına ait genel kurul tutanağı ve gerekse 1998 yılına ait bilanço, gelir gider tablosunun incelendiği anlaşılmıştır. Bilirkişilerce verilen rapor ve ek rapor incelendiğinde, bilirkişinin davalıların genel kurullarda ibra edildikleri, bilançoların tasdik edildiği, faaliyet raporlarında resmi kurumlarla ilgili çalışmalara geniş yer ayrıldığı, bu hususta faaliyet raporlarında yeterli bilgi mevcut olduğu ve davalıların ibra edildikleri gerekçesiyle sorumluluklarının bulunmadığı belirtilmiş ve mahkemece de zarar olarak istenilen bedellerin yönetimce resmi mercilere yapılan harcamalar oluşu ve genel kurullarda ibra edilmiş bulunmaları nedeniyle davanın reddini karar verilmişse de, verilen karar yeterli incelemeye ve araştırmaya dayanmamaktadır.
Davacılar iddialarını zaten davalıların genel kurulda yanıltıcı bilgiler verdikleri, faaliyet raporlarının yanlış olduğu, davalıların bu şekilde aklanmayı sağladıkları, gerçeğin kooperatif evraklarının incelenmesiyle anlaşılabildiğini iddia etmelerine göre, artık genel kurullara sunulan faaliyet raporları içeriğine, bilançoya ve genel kurulda verilen ibra kararlarının varlığına dayanılarak, davalıların sorumlu olmadıklarının kabulü doğru değildir.
Davacıların, iddiasına konu olan hususlar genel kurulun bilgisine açıkça sunulup, tartışılmış sonuçta genel kurulun ibrasına konu olmuş hususlar olmadığı gibi, faaliyet raporları ve bilançolarında kayıtlara uygunluğu incelenmemiştir. Bu nedenle, her şeyden önce denetçilerin muvafakatının sağlandığı davanın denetçiler veya denetçilerin vekalet vereceği vekil tarafından takip edilerek yargılamanın davam ettirilmesi ve kooperatif kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak davalıların görevde bulundukları tarihlerde yapılan işlemler, harcanan paralar, tamamlanan eksiklikler ve yapılmayan işlerin belirlenmesi, belirlenen hususların genel kurullara sunulan faaliyet raporları ve bilançoya uygun olup olmadığı, bir başka deyişle, faaliyet raporlarında geçen hususların gerçeği yansıtıp yansıtmadığı, meydana gelen zararın kooperatif yöneticileri olan davalıların kendi zamanlarında yapması gereken işleri yapmamalarından kaynaklanıp kaynaklandığı, kooperatifin mali gücünün iddia edilen işleri yapmaya elverişli olup olmadığı hususlarının kayıtlar üzerinde ayrıntılı bir inceleme sonucu belirlenmesi ve davalıların hukuki sorumluluğunun bulunup bulunmadığının buna göre değerlendirilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak verilmiş bilirkişi raporlarına dayalı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı kooperatif yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı kooperatif yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy