(4721 S. K. m. 1, 2, 4)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 10. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 14.2.2002 tarih ve 2001/1271 - 2002/84 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka ile ömür boyu aylık gelir sözleşme akdettiğini, ancak zaman içinde Türk Lirasının değer kaybı nedeniyle ödenen paranın çok düşük kaldığını ileri sürerek, emeklilik maaşının 533.000.000 TL olarak tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının hesabının kapatılması nedeniyle davanın konusuz kaldığını ve reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgeler göre, sözleşmenin feshin davacı tarafından kabul edilmediği ve uyarlama koşullarının bulunduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile emeklilik gelirinin 375.000.000 TL olarak tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, özel hukuk alanında düzenlenen Ömür Boyu Gelir Sözleşmesi ile davacıya bağlanan aylık gelirin uyarlanması istemine ilişkindir.
Sözleşme serbestisinin geçerli olduğu hukuk sistemlerinde, sözleşmeye aynen uyulması (Pacta Sund Servanda) ilkesi hakim olup, ancak sözleşmenin düzenlenmesinden sonra ortaya çıkan durum ve koşullardaki olağanüstü değişiklikler nedeniyle, tarafların sözleşme ile yükümlendikleri edimler arasındaki dengenin aşırı ölçüde bozulmuş olması gibi genel ve objektif koşulların gerçekleşmiş olması halinde hakimin sözleşmeye müdahalesi ile (Clausula Rebus Sir Stantibus) sözleşmenin yeni koşullara uydurulması imkanı doğabilecektir. Böyle bir davada sözleşmenin uyarlanmasına karar verebilmek için hüküm tarihinde dahi sözleşmenin ayakta kalması zorunludur. Dava konusu olayda ise, davalı bankanın devir edildiği T.C. Ziraat Bankası Yönetim Kurulunun 14.11.2001 tarihli kararına dayanılarak, Tasfiye Halindeki T. Emlak Bankası A.Ş. Tasfiye Kurulu tarafından verilen 28.12.2001 tarihli karar ile dava aşamasında sözleşmenin fesih yolu ile ortadan kaldırıldığı ileri sürülmüştür. O halde mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar gözetilerek somut olayda uyarlama koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi ile sonucuna göre verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Kabul şekline göre de, davalı bankanın 4743 Sayılı Yasa'nın 6/B-4 maddesi gereğince yargı harçlarından muaf olduğu göz önüne alınmaksızın, davalı bankaya harç yükletilmesi doğru görülmemiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentle açıklanan nedenlerle sair hususların incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy