(1086 S. K. m. 193)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 6.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 17.04.2001 tarih ve 2000/1308 - 2001/377 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin tescilli meşhur Sultanahmet Halk Köftecisi isimli markanın sahibi olup, davalının müvekkilinin muvafakatini almadan markasını kullandığını, bu durumun marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, davalının haksız rekabetinin tespiti ile önlenmesi, marka hakkına yapılan tecavüzün önlenerek men'ine, haksız rekabete konu araç ve gereçler ile tanıtım vasıtalarına el konulmasını, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket temsilcisi, davanın reddini istemiştir.
Davanın açıldığı İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesince, dava dosyasının İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine devrine karar verilmiş, bu suretle dava dosyası kendisine intikal eden Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince, davanın açıldığı İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesi ile mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu, HUMK'nun 193.maddesi uyarınca kararın kesinleştirilmesi ve bundan sonra dosyanın mahkemelerine gönderilmesi gerektiği gerekçesiyle, esasen bu şekilde kapatılmasına karar verilmiş, anılan kararın kesinleşmesi üzerine, dosya kendisine gelen İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesince, İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin özel görevli ve yetkili mahkeme olması nedeniyle, bu mahkemenin kurulup, çalışmalarına başlaması üzerine, dosyaların kendiliğinden yeni kurulan mahkemeye devrine karar verilmesinin yasak olarak zorunlu bulunduğu, devir kararının görevsizlik yahut yetkisizlik kararı niteliğinde bulunmadığından, dava dosyasının gönderilmesi için HUMK'nun 193.maddesi hükmünün uygulanamayacağı gerekçesiyle, dava dosyasının İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne devrine ve dosyanın anılan mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı şirket temsilcisine temyiz edilmiştir.
Davanın açıldığı İstanbul Asliye 6.Ticaret Mahkemesi'nin 17.04.2001 tarihli nihai kararı ile dava dosyasının İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne "devrine" karar verilmiştir.
Ne var ki, bu karar tebliğe çıkarılmamış, dolayısıyla kesinleştirilmemiş, taraflardan birinin başvurusu beklenilmemiş, dosya bir müzekkere ile kararı müteakip mahkemece kendiliğinden gönderilmiş, bir başka anlatımla dosya, HUMK'nun 193.maddesine uygun şekilde mahkemeye gelmemiştir.
Oysa dosyayı gönderen Ticaret Mahkemesi ile dosyanın gönderildiği Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi arasındaki ilişki, görev ilişkisi olup, belirtilen yasa maddesi hükmündeki usulün uygulanması gerekmektedir.
Bu durumda, dava dosyası usulüne uygun surette kendisine intikal ettirilmeyen mahkemece, esas kaydına bu yönde meşruhat verilip kapatılarak, dosyanın görevsizlik kararı veren mahkemeye iadesine karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığından, İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesince, devir kararlarında HUMK'nun 193.maddesinin tatbikinin mümkün bulunmadığı gerekçesi ile yeniden dosyanın İstanbul Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesine devrine ve gönderilmesine karar verilmesi yanlış olmuş ve kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı şirket temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy