(1050 S. K. m. 23) (178 S. KHK m. 13) (2886 S. K. m. 74)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 6. Ticaret Mahkemesi'nce verilen kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, tarafların 20.10.1997 tarihli kira sözleşmesini imzaladıklarını, ancak kiralanan taşınmazın Hazine'ye ait olduğunun öğrenildiğini, Hazine'ye ait taşınmazın özel hukuk tüzelkişisi olan davalı yanca kiralanmasının 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu'nun 23; 178 sayılı Maliye Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname'nin 543 sayılı KHK ile değişik 13; 2886 sayılı Yasa'nın 74. maddesi gereğince çıkarılan Yönetmeliğe uygun olmaması nedeniyle mutlak butlan ile batıl olduğunu ileri sürerek, sözleşmenin geçersizliğine, geçerli kabul edildiği takdirde ıslah dilekçesinde belirtilen şekilde kira bedelinin sözleşmenin günün koşullarına uygun olarak ayarlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, sözleşmenin konusunun Hazine'ye ait arazi olmayıp üzerinde müvekkilince yaptırılmış Yaşamkent Sosyal Tesisleri olduğunu, davanın 1 yıllık sürede açılmadığını, kamu hukuk tüzelkişisi olan müvekkilinin taşınmazın kiralanması işini Fonlar Yönetmeliği gereğince ihale yoluyla en yüksek fiyatı veren davacıya kiraladığını, sözleşmenin uyarlanması isteminde koşulları oluşmadığından dinlenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, sözleşme tarihinde işletme sözleşmesine konu mecurun bulunduğu arazinin mülkiyetinin Hazine'ye ait olduğu, dava tarihinden sonra 24.12.2001 tarihinde satış yoluyla mülkiyetin davalıya intikal ettiği, sözleşmeye konu tesisin bulunduğu arazinin Hazine'ye aidiyetinin sözleşmenin geçerliliğini etkilemeyeceği, malikin kiralayandan farklı olması durumunda kiralanana yüklenen borçların ifasının engellendiği oranda kiralayanın kiracıya karşı ayıp ve zapta karşı tekeffül borcunun sözkonusu olabileceği, arazinin davalıya devrine kadar önceki malik Hazine tarafından davacıya herhangi bir muaraza yaratılmadığı, bu nedenle geçerli bulunan sözleşmenin de ülkedeki yüksek enflasyona dayalı döviz kurlarındaki artış nedeniyle sözleşmenin uyarlanmasını tacir olan davacının isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy