(818 S. K. m. 49)
Taraflar arasında görülen davada Mersin Asliye Ticaret Mahkemesi' nce verilen 14.03.2003 tarih ve 2000/302 - 2003/118 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 13.04.2004 günde davacı ve muk. davalı avukatı A. Antmen gelip davalı ve muk. davacı avukatı duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten soma, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi V. Çiçekli tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten soma işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan üye işyeri sözleşmesi uyarınca müvekkilinin işyerine POS makinesi aldığını, müşterilerin kimlikleri kontrol edilerek kartla satış yaptığını, yaptığı son işlemlerden birinde kartın sahte olduğu neden gösterilip, müvekkilinin hesabına geçen toplam 1.450.500.000.- TL na bloke konulduğunu, oysa kartla yapılan işlem sırasında davalı bankanın provizyon verdiğini, müvekkiline atfı kabil bir kusur bulunmadığını, müvekkilinin hesaptaki parasına bloke konulmasından dolayı ticari itibarının sarsıldığını ve bundan dolayı büyük bir üzüntü duyduğunu ileri sürerek,1.450.500.000.-TL ile 10.000.000.000- TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu satışlarda POS makinesinde kullanılan beş adet kartın sahte olduğunu, davacının sözleşme ile kendisine yüklenen edimleri yerine getirmediğini, aynı gün üst üste yapılan alış verişin dikkatini çekmesi gerektiğini, sahte kartla yapılan alış verişten davacının sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiş, karşılık davada ise, sahte kredi kartları ile çekilen 1.803.769.000.- TL' den davacının sorumlu bulunduğunu ileri sürerek, bu meblağın davacıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, taraflarca sunulan kanıtlar ve hükme esas alınan son bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki sözleşmenin 2 nci maddesinde satış belgesi düzenlenmeyen satışlar veya üye işyeri sahibi personeli veya üçüncü şahısların İhmali veya suiistimali ya da üye işyerince posttan gerçek veya geçerli bir kart geçirmeksizin yapılan gerçek dışı veya usulsüz bir işlem nedeniyle bankanın yapacağı ödemeden üye işyeri sorumlu olup, olayda davacı tarafa atfedilecek kusur ya da ihmal bulunmadığı, üye işyerinde kendisine ibraz edilen kimlik ya da imzanın bir uzmanlık konusu olan kriminolojik tetkikle sahteliğinin tespit ettirmesinin beklenemeyeceği bu nedenle davacının kusursuz olduğunun anlaşıldığı, ancak sözleşmeye aykırılığın manevi tazminatı gerektirmeyeceği ve davalının bir kastı bulunmadığı gerekçesiyle, asıl davada 1.450.500.000.-TL' nin davalıdan tahsiline, manevi tazminat isteminin reddine oyçokluğu ile karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, üye iş yeri sözleşmesi uyarınca davacı taraf iş yerindeki pas cihazında kullanılan sahte kredi kartı nedeniyle davalı bankanın davacı hesabından kesinti yapması nedenine dayalı maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
Davalı vekili, davacı üye iş yerinin taraflar arasındaki sözleşme uyarınca kendisine düşen yükümlülüğü yerine getirmediğini ve sahte kartın kullanılmasında kusurlu bulunduğunu, sözleşmenin 3.b maddesi uyarınca kullanılan kart ile pas makinesinde görüntülenen kart numaralarını karşılaştırması gerektiği ve bu gereği yerine getirmiş olsa idi mevcut durumun meydana gelmeyeceğini savunmuştur.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 3.b maddesi hükmünde "üye iş yeri POS işlemi yaparken kartın ön yüzündeki numara ile POS ekranında görüntülenen kart numarasının karşılaştırması ve numaralar farklı ise KOD 10 ile merkezin araması" gereğinin hüküm altına alındığı anlaşılmıştır.
Mahkemece, üç ayrı bilirkişi kurulundan rapor alınmış ve bu raporlarda tarafların sorumlulukları farklı açılardan değerlendirilmiş ise de, davalının yukarıda belirtilen savunması yönünde hiçbir inceleme yapılmadığı ve bu savunmanın karşılanmadığı anlaşılmıştır.
O halde mahkemece, öncelikle bu savunma üzerinde durulması ve gerçekten POS makinesinden kredi kartının geçirilmesi sırasında hesap sahibine ait asıl kart yanında işleme tabi tutulan kart numaralarının çıkıp çıkmadığı, bunun üye işyeri tarafından tespitinin mümkün olup, olmadığı ve davacının bu sözleşme hükmü karşısında kendisine düşen yükümlülüğü yerine getirip getirmediğinin araştırılması ve bu tespitten sonra taraf kanıtlarının birlikte değerlendirilmesi, varsa davalının müterafik kusurunun belirlenmesi ile oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, bu husus araştırılıp, aydınlığa kavuşturulmadan yazılı gerekçe ile bloke edilen bedelin tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir edilen 375.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 15.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy