(2004 S. K. m. 67)
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 28.1.2002 gün ve 2001/288-2002/32 s. kararın Yargıtay'ca tetkiki davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve bütün belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin %40 hissedarı olan müvekkilinin, şirketin işletme giderlerinin karşılanması için muhtelif tarihlerde 1995 yılından beri, davalı şirketin %60 ortağı ve müdürü olan sair davalı Ayten Özer'e 150.000 Alman Markı borç verdiğini, Ayten Özer'in bu borcu şirket kayıtlarına yansıtmadığını ve şahsi ihtiyaçları için harcadığını, müvekkili ile davalılar arasında yapılan alacak-borç mutabakatı sonunda imzalanan 17.12.1999 günlü sözleşmede davalıların, davacıya bakiye 50.000 Alman Markı borçlarının olduğunu kabul ettiklerini, bu meblağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptal edilmesine ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, talep edilen miktarı davacının şirkete ortak olma karşılığında sermaye borcu olarak verdiğini, borç olarak vermediğini, şirketin ekonomik krizden etkilenmesi sonucu koyduğu sermayeyi kurtarmak için davacının sözleşmeyi müvekkiline manevi baskı ile imzalattığını, Ayten Özer'in sözleşmeyi şirketin yöneticisi sıfatıyla imzaladığını, şahsen sorumlu olmadığını, sözleşmede bahsedilen 50.000 Alman Markı'nın kesin bir rakam olmadığının sözleşmenin 3. maddesinden anlaşıldığını, icra inkar tazminatı istenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, taraflar arasında imzalanan sözleşmede davacı alacağının 50.000 DM olduğu konusunda mutabakata varıldığı, ancak bu paranın ödenme şeklinin şarta bağlandığı, davalı Ayten Özer'in hem kendi adına hem de şirket yetkilisi olarak sözleşmeyi imzaladığını ve inkar etmediği, davalıların borçtan birlikte sorumlu oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalıların takibe itirazlarının 50.000 DM üzerinden iptaline, takibin bu miktar için devamına, 5.698.320.000 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davacı ortağın şirkete verdiği borcun, şirket ve şirketin sair ortağından tahsiline dayalı itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki 17.12.1999 günlü sözleşmeden şirketin %40 hissedarı olan davacının şirket 4.5.1995-17.12.1999 tarihleri arasında verdiği borç sebebiyle 50.000 DM alacaklı olduğu ve bu alacağının 27.1.2.1999 gününde muaccel hale geldiği anlaşılmaktadır. Sözleşme metninden de açıkça anlaşıldığı üzere davacı şirkete borç vermiş olup, davalı Ayten Özer'in bu borcun ödenmesinde kişisel bir taahhütte bulunmadığı anlaşılmaktadır. Limited ortaklığın borcundan dolayı ortakların doğrudan doğruya takip edilemeyecekleri gözetilip mahkemece, davalı şirket ortağı ve müdürü Ayten Özer'in şirkete verilen borç dolayısıyla şahsen sorumlu tutulmaması gerekirken ve bu davalının şirketi kanuna, ana sözleşme hükümlerine aykırı eylemleriyle zarara uğrattığı da iddia ve ispat edilmemişken salt sözleşme altında imzası bulunması sebebiyle yazılı biçimde borçtan müteselsilen sorumlu tutulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda 1 no.lu bentte açıklanan sebeplerle davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 no.lu bentte açıklanan sebeplerle hükmün davalı Ayten Özer yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.04.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy