(6762 S.K m. 1281, 1282, 1290, 1292)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Antalya Asliye 2.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 08.05.2003 tarih ve 1999/648 - 2003/728 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin aracının davalı tarafından kasko sigorta poliçesinin düzenlendiğini, meydana gelen kaza neticesinde oluşan hasarın davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek, 2.180.000.000.-TL.nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kazanın belirtilen yer ve şekilde meydana gelmediğini, davacının kötüniyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara göre, kazanın 1999 yılı ocak ayında meydana geldiği, aksinin davalı sigorta tarafından ispat edilemediği, kazanın bu tarihte meydana geldiğinin kabulü halinde aracın çarpmış olduğu cismin sonuca etkisi bulunmadığı, kazanın poliçe dönemi içerisinde meydana gelmiş olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 1.811.435.500.-TL.nın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davalı sigorta şirketi, kasko sigorta poliçesini düzenlediği davacıya ait aracın yaptığı kazanın belirtilen yer ve şekilde olmadığını, poliçenin kazadan sonra düzenlenmiş olduğunu savunarak, hasar bedelini ödemekten imtina etmiştir.
T.T.K.nun 1282 nci maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı yasanın 1281 nci maddesine göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın da sigortacı tarafından kanıtlanması gerekir. Ne var ki bu kural, ihbar yükümlülüğünün iyi niyet kurallarına uygun olarak gerçekleştirildiği hallerde geçerli olup, aynı yasanın 1290 ve 1292/son fıkrası hükümleri uyarınca bu yükümlülüğün anılan ilke dışına çıkılarak kullanılması halinde rizikonun teminat dışı kaldığının ispat yükümlülüğünün sigortacıya ait olmayıp, sigorta ettirene ait olduğunun kabulü yukarıda açıklanan yasa hükümlerine uygun olduğu gibi, sözleşme hukukundaki menfaatler dengesinin sağlanmasının da bir gereğidir.
Mahkemece bu doğrultuda inceleme yaptırılmış ise de, alınan bilirkişi raporları olayın oluş şekli açısından birbiri ile çelişen görüşler içermekte olup, raporlar arasındaki mübayenet giderilmemiştir.
Bu durumda mahkemece yapılacak olan iş, davanın açıklanan özelliği dikkate alınarak rizikonun teminat dışı kaldığına ilişkin davalı sigortacının itirazının yerinde olup olmadığının ortaya konulabilmesi açısından raporlar arasındaki mübayenetin giderilmesi amacıyla yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy