(6762 S. K. m. 205)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Keşan Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 16.1.2003 tarih ve 2002/46-2003/123 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M.Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin önceden "Kollektif Şirket" iken nevi değişiklik ile anonim şirkete dönüştüğünü, davalının kollektif şirkete ortak olduğunu ancak anonim şirketin ortağı olmadığını, kollektif şirket döneminde açılan tazminat davasının aleyhine sonuçlanarak 6.546.075.856 TL sının şirketçe ödendiğini, davalının da kollektif şirket zamanında açılan bu davadan sorumlu olduğunu ileri sürerek payına düşen 1.636.500.000 TL sının 16.11.1999 tarihinde itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacı şirkete ortak olmadığını, İbrahim Ç ve Oğulları Kollektif Şirketinden de 1996 yılında ayrıldığını, hiçbir sorumluluğu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davacı şirketin ilama dayalı takip sonucu yaptığı ödemeden 1. derecede sorumlu olduğu ve davalıya rücu koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizce, TTK.nun 205. maddesi uyarınca davacı şirketin önceki ortağa karşı dava açmasının mümkün bulunduğu, buna göre işin esasına girilerek ayrılma sırasında yapılan sözleşmenin incelenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilmek suretiyle karar davacı yararına bozulmakla mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda ayrılma sırasında yapılan sözleşmede davalının açılan tazminat davasından sorumlu olmayacağına dair bir kararın bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının hissesine düşen 1.636.500.000 TL sının 16.11.1999 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, kollektif şirktin ortağı olduğu dönemde şirkete ait aracın neden olduğu trafik kazası sonrasında ödenen tazminatın, şirketin eski ortağı olan davalıdan hissesi nisbetinde tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilerek, 1.636.500.000-TL sının 16.11.1999 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmişse de, davacının istemine dayanak teşkil eden 3, kişiye yaptığı ödeme miktarı mahkeme kararında gösterilmediğinden, davalının hissesine düşen miktarın doğru hesaplanıp hesaplanmadığı tespit edilememektedir. Dosyada mevcut, davacı şirket vekili tarafından sunulmuş 2.1.2001 tarihli delil listesinin 5 numaralı bendinde, davacı şirketin alacaklı Ali G'e toplam 6 milyar ödendiğinin belirtilmiş bulunmasına göre de, mahkemece davacı şirketin ödeme miktarı açıkça tespit edilerek davalının hissesine düşen miktar belirlenmesi gerekirken, bu yönde inceleme yapılmadan karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Diğer yandan, mahkemece hüküm altına alınan alacak miktarı için 16.11.1999 tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmişse de, 16.11.1999 tarihinin dava dışı zarar veren Ali G vekili tarafından davalıya gönderilen İcra Emri'nin tarihi olup, bu icra emrinin Tekirdağ İcra Tetkik Mercii Hakimliği'nin 18.11.2000 tarih ve 2000/354 E-407 sayılı kararıyla davalı Muharrem Çyönünden iptaline karar verildiğinin anlaşılmış bulunmasına göre, bu tarihin davalıya hükmedilen alacak miktarı için faiz başlangıcına esas alınması doğru olmamıştır. Bu nedenle, davalının davacı şirket tarafından davadan önce usulüne uygun düzenlenmiş bir ihtarla temerrüde düşürülüp düşürülmediğinin araştırılması, buna göre temerrüt tarihinin belirlenmesi, bu yönde ihtar yoksa davalının dava tarihinde temerrüdünün gerçekleşeceği hususunun göz önüne alınarak, faiz başlangıç tarihinin bu esaslara göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu yönden de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy