(818 S. K. m. 41)
Taraflar arasında görülen davada Zonguldak Asliye 1.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27.12.2002 gün ve 2000/661-2002/975 s. kararın Yargıtay'ca tetkiki duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 13.4.2004 günde davacı avukatı Ali Aygün ile davalı avukatı Raziye Çakır gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve bütün belgeler okunarak incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl ve birleşen davada, taraflar arasında imzalanan 16.2.1992 günlü sözleşme ile bu sözleşmede belirtilen sahada 2.736.000 ton kömür bulunduğunun davalı yanca taahhüt edildiğini, ancak, yapılan çalışmalar sonucunda rezerv tablosunda gösterilen bütün damarlara ulaşılmasına rağmen sahada işletilebilir kömür olmadığının ve rezerv tablosunda var olarak gösterilen kömürün daha önceden üretildiğinin tespit edildiğini, davalının sahadaki kömürü üretmesine rağmen kötüniyetli olarak rezerv konusunda müvekkilini yanılttığın ileri sürerek sözleşmeye aykırılıktan doğan maddi zarar ve sebepsiz yere ödenen rödavans bedeli olmak üzere 192.919.784.900 TL'nin davalıdan tahsiline, sözleşmenin feshine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili davanın sözleşme konusu maden sahasının yalnızca 1/10 unda faaliyet gösterdiğini, buna dayanarak sahanın kömürün işletilebilir rezerv içermediğini söylemenin mümkün olmadığı gibi, sözleşme ekindeki rezerv tablosunun görünür rezerv değil jeolojik rezerv olarak belirtildiğini davacının gerekli hazırlık gideri veya sondaj yaparak bu rezervi görünür hale getirmekle sorumlu olduğunu savunarak davanın reddi ile 3 ve 4 yıla ilişkin rödavans alacağından 7.189.317.514 TL'nin davacı karşı davalıdan tahsili istemiştir.
Mahkemece, asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne, sözleşmenin feshine, 187.419.384.900 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, Dairemizce davacının sözleşme konusu sahanın 1/10'unda kömür arama çalışması yaptığı, eylemli olarak faaliyet yürütülen kesimde davalının vaadettiği miktarla orantılı işletilebilir rezerv bulunmadığı, henüz çalışma yapılmayan bölümlerde de aynı sonuçla karşılaşma riski bulunduğu yolundaki bilirkişi raporuna davalının itirazlarının gözetilerek, sözleşme konusu alanın tamamındaki mevcut rezervin mümkün olabilecek bilgi, belge ve yöntemlerle saptanması ve sonucuna göre karar verilmesine işaret edilerek bozulmuştur. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarına göre, davalının düzenlediği jeolojik durum ve rezerv tablosundan üretilebilir kömür rezervinin 2.736.000 Ton olarak belirtildiği, ancak, anılan bölgede davalının daha önceden üretim yaptığı davacının yanıltılarak sözleşmenin esaslı unsurlarında hataya düşürüldüğü, bu biçimde davacının zararına neden olunduğu ve zararın 23.7.1999 günlü rapor ile belirlendiği gerekçesiyle sözleşmenin feshine, 187.419.784.000 TL'nin davalıdan tahsiline, davalının birleşen davada açtığı rödavans bedelinin tahsili davasının reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Yukarda özet olarak açıklandığı gibi Dairemizin bozma kararında mahkemenin ilk kararına dayanak olarak gösterdiği bilirkişi raporunun 600.000 m2'lik üretim alanının yalnızca 10/100'lık bölümünde maden arama çalışmalarının yapıldığı, bu bölümde taahhüt edilen miktarda kömür rezervine rastlanmaması sebebiyle kalan bölüm için de aynı sonuçla karşılaşma riski bulunduğu belirlenmesinin, davalı yanın itirazları da gözetildiğinde eksik belirleme olduğuna işaret edilerek sözleşmeye konu alanın tamamındaki mevcut işletilebilir rezervin yaklaşık miktarının saptanması gerektiğine işaret edilmiştir.
Bozma sonrasında alınan ilk bilirkişi raporu dosyaya sunulu belgeleri ile davalı yanın ihaleye esas olan ve kanıtları esas alınarak düzenlenmiş ve rezervin taahhüt edilen miktarda olduğu belirtilmiştir. Ancak, raporu düzenleyen bilirkişiler sahanın tümünde inceleme yapamamışlardır.
İtiraz üzerine İTÜ Maden Fakültesinden oluşturulan bilirkişiler de bozmadan önceki bilirkişi ve tespit raporu ile bağlı kalarak rapor düzenlemişlerdir.
Görüldüğü gibi bozmadan sonra alınan her iki rapor da, bozma kapsamına uygun bir inceleme ve irdeleme içermemektedir. O durumda mahkemece, Dairemizin 3.10.2000 gün ve 2000/4237-7431 s. bozma ilamı içeriğine uygun olarak ve davalı vekilinin bozmadan önceki bilirkişi raporu ile bozmadan sonraki son rapor itirazları göz önünde tutularak, yerinde inceleme yapılmak suretiyle sahada işletilebilir maden miktarının belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda 1 no.lu bentte açıklanan sebeplerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2 no.lu bentte açıklanan sebeplerle tarafların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir edilen 375.000.000 TL. duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.04.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy