(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 1 Ticaret Mahkemesi'nce verilen 22.5.2003 tarih ve 2002/394-2003/219 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı kasko sigorta şirketinin müvekkili aleyhine 2/8 oranında kusur izafe ederek rücuen başlattığı takibin kesinleştiğini, müvekkilinin haciz baskısı altında ödeme yaptığını, oysa davalının selefinin aracını kullanan sürücünün tam kusurlu olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve ödediği paranın istirdadını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının 2/8 oranında kusurlu olduğu, buna göre davacının 1.287.500.000 lira ve bunun temerrüt faizi olan 816.945.205 lira dışında borcunun bulunmadığı, davacının icra dosyasına 1.950.000.000 lira ödeme yaptığı, bu durumda, istirdadı gereken miktar bulunmadığı gerekçesiyle, davacının toplam 2.104.445.205 liradan fazlası için borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve kusur oranına ilişkin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı sigorta şirketi, takipten önce dava dışı trafik sigortacısından poliçe limiti olan 750.000.000 lirayı tahsil etmiş olup, bu husus çekişmesiz ve mahkemenin de kabulünde iken, bu miktarın hesaplama sırasında dikkate alınması gerekirken, yazılı şekilde davacı aleyhine fazla miktar üzerinden hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin vekalet ücretine ve yargılama giderlerine ilişkin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, 3 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy