(6762 S. K. m. 533)
Dava : Taraflar arasında görülen davada Eskişehir 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 21.11.2002 tarih ve 2002/480-2002/1458 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı Ahmet Nejat Güniz vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Verda Çiçekli tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin ortağı bulunduğu davalı şirketin 1998 yılına ait karın tutarı olan 238.805.000.-TL.'nın müvekkiline ödenmediğini ileri sürerek, ( 238.805.000.- )TL.'nın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı A.Nejat Güniz vekili, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, alacağın zamanaşımına uğradığını, şirketin 1998 yılı karının dağıtılmamasına karar verildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taraflarca sunulan kanıtlara göre, davacının karın dağıtılmamasına dair karardaki imzasını inkar ettiği, davalı şirket karar defterinin ibraz edilmediği, 1998 yılı bilançosunda net karın 477.609.000.-TL olarak gösterildiği, davalının karın dağıtılıp dağıtılmaması konusunda karar verilmek üzere davacıya çağrı yaptığı ve toplantı gün ve saatinde davalının hazır olmadığının tutulan tutanaktan anlaşıldığı gerekçesiyle, 238.805.000.-TL.'nın davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı A.Nejat Güniz vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, Ltd. Şti. kar payının tahsili istemine ilişkindir.
Davalı A.Nejat Güniz vekili, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, kar payı dağıtımı için ortaklar kurulu kararı gerektiğini, oysa ortaklar kurulunca kar dağıtmama kararı alındığını savunmuştur.
TTK.nun 533 ncü maddesi hükmünde "şirket mukavelesinde aksine bir hüküm bulunmadıkça ortaklar, sermaye koyma borçlarını yerine getirdikleri nispette, yıllık bilançoya göre, elde edilmiş olan safi kardan pay alacakları" öngörülmüş olup, davalı şirketin ana sözleşmesinin 11 nci maddesi hükmünde ise, karın dağıtımı için şirket sermayesinin en az %51'ni temsil eden hissedarların oylarının gerektiği belirtilmiştir.
Davalı ortak vekili, kar payı dağıtmama kararı aldıklarını savunmuş ise de, davacı taraf bu kararın sahte olduğunu ileri sürmüş ve kendisine kar dağıtımı konusunda karar alınmak üzere yapılan çağrıya gittiği halde davalı ortağın gelmediğini ve bu konuda bir karar alınmadığını ileri sürmüştür.
Dosya incelendiğinde, davacının Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açtığı davaya karşı verilen cevapta kar dağıtımı için ortaklar kurulu kararı gerektiği, eldeki davada ise, kar dağıtmama kararı alındığı savunulmuş ve kararın aslı sunulmadığı gibi, öte yandan davalı ortağın davacıya bu konuda karar verilmek üzere çağrı yaptığı ve toplantının yapılmadığı anlaşıldığına göre, tüm bu hususlardan davalı şirket ortaklarınca kar dağıtımı konusunda olumlu veya olumsuz bir karar alınmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda mahkemece, davacı tarafça kar dağıtımı konusunda ortaklar kurulunca bir karar alınmasının sağlaması ve bundan sonra davanın açılabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulü doğru değildir.
2- Öte yandan kabul şekline göre, davanın şirket kar payının tahsili istemine ilişkin olduğu dikkate alınarak kar payının ancak davalı şirketten tahsiline karar verilebileceği gözetilmeden, davalı ortaktan şirketle birlikte tahsiline hükmedilmesi de, isabetli olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) ve ( 2 ) No'lu bentlerde açıklanan nedenlerle, kararın mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy