(1163 S. K. m. 98) (6762 S. K. m. 359, 341) (1086 S. K. m. 39, 40)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kuşadası Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 29.04.2003 tarih ve 2001/250-2003/409 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların müvekkili kooperatifin eski yönetim kurulu üyeleri ve denetçi olduklarını, yaptıkları usulsüz işlemlerle kooperatifi zarara uğrattıklarını ileri sürerek, 2.442.157.968.TL.nın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, davalıların usulsüz harcamalarda bulundukları gerekçesiyle, davanın kabulü ile 2.906.402.265.TL.nın davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davacı kooperatifin eski yöneticileri ve deneticisi olan davalıların zararlı eylemlerinden dolayı kooperatifin uğradığı zararın tazmini istemine ilişkindir.
1163 Sayılı Kooperatifler Kanununun 98.maddesi yollaması ile T.T.K.nun 359 ve 341.maddeleri hükümlerine göre, böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulca davanın açılması yolunda karar alınması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerekmektedir. Dosya içeriğine göre, eski yönetim kurulu üyeleri ve denetçi hakkında usulüne uygun verilmiş sorumluluk davası açılması kararı bulunmamaktadır.
Bunun yanında davanın denetçiler tarafından da açılmadığı, her ne kadar davanın devamı sırasında denetim kurulu üyeleri tarafından bu davanın yönetimce yürütülmesine muvafakat verilmiş ise de, bu muvafakatin yukarıda anılan madde hükümlerine uygun olmadığı davacı vekilinin denetim kurulu üyelerinin vekaletnamesini de ibraz etmesi gerekmektedir.
O halde davacıya H.U.M.K.nun 39 ve 40. maddelerine göre münasip bir mehil verilmek ve genel kuruldan bu yönde karar almasına imkan tanınmak suretiyle genel kurulca dava açılmasına veya açılan davaya muvafakat verilmesine ilişkin karar ibraz edilip vekaletname de tamamlatılarak işin esasına girilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-Bununla birlikte, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 74. Maddesine göre Hakim, her iki tarafın iddia ve müdafaası ile bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremez. Davacı vekili dava dilekçesinde 2.442.157.968.TL.nın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş olup, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği halde talep edilen miktar aşılarak 2.906.402.265.TL.ya hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.09.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy