(6762 S. K. m. 1263) (2918 S. K. m. 91, 93, 99)
Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye 6. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 18.6.2003 tarih ve 2003/305-2003/562 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A.D. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi M.A'nın davalının zorunlu trafik sigortacısı bulunduğu otobüste yolcu olduğu sırada meydana gelen trafik kazası sonucu vefat ettiğini, sigorta poliçesine göre ölüm halinde (11.000.000.000.-) TL ödenmesi gerektiğini, bu hususta daha önce açılan kısmi davanın kabul edildiğini ileri sürerek, bakiye (10.200.000.000.-) TL'nın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müteveffanın 80 yaşında olduğunu ve desteğinden bahsedilemeyeceğini, daha önceki kısmi davada hükmedilen meblağın da cenaze gideri kabul edilerek ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacıların daha önce açtıkları kısmi davada (800.000.000.-) TL'na hükmedildiği ve kararın kesinleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne, (10.200.000.000.-) TL'nın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, zorunlu trafik sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davacılar, miras bırakanlarının ölümü nedeniyle destekten yoksun kaldıklarını ileri sürerek davalı sigortadan tazminat istemişlerdir. Bu tür sigortada, sigorta ettirenin gerçekten sorumlu olduğu zararın miktarının tespiti ile bu zararın giderilmesi esastır. Mahkemece, davacıların gerçek zararı araştırılmadan davalı sigortacının, poliçedeki limitle sorumlu bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa poliçedeki miktar, sorumluluğun üst sının olup, sigorta şirketi ancak gerçek zarar tutarından sorumludur. Bu durum karşısında mahkemece, davacıların gerçek zararı, yani destekten yoksun kaldıkları miktar tespit edilmeden istemin aynen kabulü doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı sigorta şirketi yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy