(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 10 Hukuk Mahkemesi'nce verilen 28.1.2003 tarih ve 2001/555-2003/17 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi G. G. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatif üyesi olduğunu, işletme giderleri ve gecikme tazminatı olarak payına düşen borcu ödemediğini bu nedenle yapılan icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini, takip konusu borcun itirazsız kesinleşen işletme giderine ilişkin olduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında davalının almış olduğu hizmetler nedeniyle sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek, bu alacağın davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, kooperatifte henüz kat mülkiyeti ve kat irtifakı kurulmadığını, genel kurulun aldığı karara göre kat mülkiyeti hükümlerinin uygulanamayacağını, işletme projesinin kesin olması için genel kurulun kabulünün bulunması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, dava konusu gayrimenkulün halen kooperatif malı olduğu, kat mülkiyeti veya kat irtifakı tesis edilmemiş olması nedeniyle yönetim planı ve işletme projesinin söz konusu olamayacağı, davalının kooperatif üyesi olması nedeniyle davada sebepsiz iktisap koşulları bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kooperatif işletme giderinin tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı kooperatif yönetiminin Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerini kıyasen uygulayarak işletme projesi hazırlatıp, işletme gideri adı altında üyelerinden aidat topladığı ve kooperatifin halen ayakta olduğu hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, kooperatif ile üyesi arasında bulunduğuna göre davada Kooperatifler Kanunu hükümlerinin uygulanması gerekirken Kat Mülkiyeti Kanunu hükümleri uyarınca değerlendirme ve zarar hesabı yapılması doğru değil ise de, fiilen kooperatifçe yapılan giderlerin, bu giderlerden faydalanan ortaklardan istenmesinde de bir usulsüzlük bulunmamaktadır. O halde, mahkemece, takibe konu ve davalının yararlandığı hizmetlerin bedellerinin kooperatif genel kurullarınca alınan kararlara ve genel hükümlere göre belirlenerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy