(6762 S. K. m. 1301) (2918 S. K. m. 53/6-7, 53/c-3, 57/a)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 4. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 29.01.2003 tarih ve 2002/782-2002/14 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı sigortacının, TTK.nun 1301 nci madde hükmüne dayalı olarak, davalılar aleyhine açtığı rücu davası sonunda, mahkemece, davanın kabulüne dair verilen kararı, davalılardan Hazine vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılardan Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Trafik kaza tespit tutanağında, kaskolu aracın orta adaya en yakın ( sol ) şeritten kavşak içine girdiği ve dönmeden doğrudan geçiş yapmak istediği kabul edilerek, kaskolu araca tali kusur verilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda da, maddi olgu kaskolu araç bakımından aynı şekilde kabul edilmiş, ancak, bu araç sürücüsü tamamen kusursuz bulunmuş, kendi şeridinde seyrettiği belirtilmiştir.
Oysa, 2918 sayılı KTK.nun 53/6-2 ve 7 nci ve 53/c-3 ncü Yönetmeliğin 102/6-2,c-1 bent hükümlerinde, sola dönecek araçların en sağ şerit dışında, uygun bir şeride girmelerinin, kavşaklar için ise, orta arkaya yakın şeritten kavşağa girmelerinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Kaskolu araç, dönüş yapmak istemeyen ve kavşağı doğrudan geçip, ilerlemek durumunda olan araç olarak kabul edildiğine göre, en sağ şeritte seyretmesi gerekirken, orta adaya en yakın sol şerit içinde bulunmuştur. Aynı Kanun'un 57/a,yönetmeliğin 109/a bendinde kavşağa yaklaşan sürücülerin kavşaktaki şartlara uyacak şekilde yavaşlamak, dikkatli olmak, geçiş hakkı olan araçların önce geçmesine olanak vermek zorunda oldukları hükme bağlanmıştır.
Bu durumda, kaskolu aracın da olayda kusurlu olduğu kabul edilerek, bu araca ait kusur oranının başka bir bilirkişiden ya da kurulundan alınacak rapor ile saptanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz rapora dayanılarak davalılardan sürücünün tam kusurlu kabul edilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenle, davalılardan Hazine vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) nolu bentte açıklanan nedenle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu davalı yararına BOZULMASINA, 03.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy