(1086 S. K. m. 409, 202) (6762 S. K. m. 1301) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kayseri Asliye 1.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 03.04.2003 tarih ve 2002/567 - 2003/212 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı sigortacının TTK.nun 1301 nci maddesi hükmüne dayalı olarak davalı taraf aleyhine açtığı rücu davası sonucunda mahkemece davanın reddine dair tesis edilen hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına davacı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-) Dava, kasko sigortasından kaynaklanan rücu alacağının tahsiline yönelik icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda dava, kazaya neden olduğu iddia edilen aracın sürücüsü Levent A. ile trafik (zorunlu mali mesuliyet) sigortacısı H.... Sigorta A.Ş aleyhine açılmıştır. Mahkemece, her iki davalı yönüyle de davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davalı H.... Sigorta A.Ş aleyhine açılan dava 16.9.2002 tarihinde takipsiz bırakılmış, işlemden kaldırılmış ve yasal süresi içerisinde yenilenmemiş bulunmasına göre, bu davalı hakkında açılan davanın, HUMK.nun 409 ncu maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
3-) Davacı, sigortalısının hasarını karşıladıktan sonra, icra takibinden önce, rücu alacağının tahsili amacıyla Levent A.'ya başvurmuş, 500.000.000 TL nin sigorta şirketi tarafından karşılanacağını belirterek, 99.000.000 TL ödemesini istemiştir. Davalı Levent A. da, 17.05.2000 tarihinde talebe uygun şekilde anılan tutarı davacı hesabına ödemiştir. Fakat, trafik sigortacısının bakiye alacağı ödememesi üzerine davacı, her iki davalı aleyhine icra takibi başlatmıştır. Mahkemece, davalı Levent A.'nın ödemesinin davacı tarafından kabul edildiği, payına düşen kısmı ödediği gerekçesiyle hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davalı Levent A.'nın, meydana gelen zarardan haksız fiil faili sıfatıyla diğer davalıyla beraber müştereken ve müteselsilen sorumluluğu bulunmaktadır. Talep yazısında her ne kadar 99.000.000 TL nin ödenmesi istenmiş ise de, bakiye alacak için anılan davalının ibra edilmesi söz konusu olmadığı gibi, bu alacak için davacının bir feragati de bulunmamaktadır. O halde, ödenmeyen kısım itibariyle davalı Levent Ağırnaslı'nın sorumluluğunun kabul edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hakkındaki davanın reddi yanlış olmuştur.
4-) Kabule göre de, mahkemece, davalı Levent A. lehine %40 oranında haksız takip (kötüniyet) tazminatı hükmedilmiştir. Davalı vekili cevabında haksız takip (kötüniyet) tazminatı talep etmemiştir. Ancak, sonradan bu yönde talepte bulunmuş olup, davacı taraf savunmanın genişletilmesi itirazında bulunmamıştır. Bu yönüyle davacının istem olmadan haksız takip tazminatı verildiği yönündeki itirazı doğru değildir. Ancak, davalı Levent A.'nın takipten önceki kısmen ödemesi dikkate alınmadan alacağın tamamı üzerinden davacının takip açması, ödenen 99.000.000 TL açısından kötüniyetli olduğunun kabulünü gerektirir. O halde, anılan bu miktar nazara alınarak davalı Levent A. yararına haksız takip (kötüniyet) tazminatı hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde takibe konu alacağın tamamı üzerinden hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
5-) Ayrıca, itirazın iptali davası asıl alacak esas alınarak ve bu miktar üzerinden harç yatırılarak açılmış bulunmaktadır. O halde, davanın reddedildiği nazara alınarak, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 12 nci maddesi ve ikinci bölümün üçüncü kısmındaki hükümler uyarınca, 100.000.000 TL vekalet ücreti takdiri gerekirken yazılı şekilde 200.000.000 TL ücret tayini de doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Yukarda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,2,3,4 ve 5 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy