(6762 S. K. m. 1299) (1086 S. K. m. 38)
Dava : Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 20.03.2002 gün ve 1999/264 - 2002/147 sayılı kararı bozan Daire'nin 27.03.2003 gün ve 2002/11372 - 2003/2877 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, mülkiyeti müvekkiline ait 01 ... ... plakalı çekici aracın 11.10.1998 tarihinde meydana gelen kaza sonucu hasarlandığını, aracın davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olup zararın da poliçe kapsamında bulunduğunu ileri sürerek, ödenmeyen 5.380.750.000 TL tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, önce hasarın poliçe kapsamında olmadığını bilahare sigorta sözleşmesinin batıl olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, rizikonun sigorta kapsamında olduğunun kanıtlanmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin temyizi üzerine, ispat yükünün davalıya ait olduğu belirtilerek yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
Davalı vekili, sözleşmenin geçersizliği iddiasıyla karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, Kasko Müşterek Oto Sigortası Poliçesi ile sigortalı araçta oluşan hasarın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece, hasarın poliçe tanziminden önce mi, yoksa sonra mı ve ne şekilde olduğunun ispatlanmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, vaki temyiz üzerine Dairemizce bu konuda ispat yükünün davalı sigortaya düştüğü belirtilerek hüküm bozulmuş ise de, davalı sigorta vekilinin karardan önce ve sonra üzerinde durduğu kazaya uğrayan aracın yurda kaçak yollarla sokulmuş, sahte plakalı bir araç olduğu, bu nedenle davacının aracı sigorta ettirmekte yararı bulunup bulunmadığı ve dolayısıyla aktif dava ehliyeti olup olmadığı hususu tartışılıp, değerlendirilmemiştir.
Bilindiği, vurgulandığı üzere mal sigortalarında sigorta konusu, mal yani eşya olmayıp eşya üzerindeki menfaattır. Ancak, bu menfaatın yasal ve hukuken himaye edilen bir menfaat olması gereklidir. Somut olayda vaki beyanlar, resmi yazışmalar ve ceza dosyası kapsamından, aracın yurda kaçak sokulduğu, ruhsatının sahte işlemlerle alındığı ve müsaderesi için gümrüğe teslim edildiği anlaşılmaktadır. Dava hakkı ile ilgili ( aktif husumet ehliyeti ) bu sorunun öncelikle halli gerekir. Bu bakımdan davalı sigorta vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile 27.03.2003 tarihli bozma kararımıza bu hususunda eklenerek, ilaveli gerekçe ile mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile; 27.03.2003 tarihli bozma kararımıza yukarıda belirtilen gerekçede eklenerek, 24.09.2002 tarihli mahkeme kararının öncelikle ve ilaveli olarak bu nedenle de BOZULMASINA, 03.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy