(2004 S. K. m. 67) (6762 S. K. m. 83) (1086 S. K. m. 344)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 20.11.2003 tarih ve 2002/158-2003/469 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 07.12.2004 günde davacı avukatı M.Nedret B ile davalı asil Kamil Ö gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan davalı asil ve taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin ortağı olan davalın borç para istemi üzerine şirket temsilcisi Güner'in talimatı ile 5.395.004.400.-TL ödendiğini, yine şirketin Çiğli Belediyesi tarafından yatırılan 1.124.857.629.-TL hak edişinin davalı tarafından çekilmesine rağmen şirket hesaplarına intikal ettirilmediğini, her iki meblağ için davalı aleyhine ayrı ayrı girişilen icra takibinin itirazla durduğunu ileri sürerek itirazların iptali ve inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı asil ve vekili birlikte verdikleri yanıt dilekçeleri ile, Güner ile davalının şirketi münferiden temsile yetkili olduklarını, takip konusu yapılan miktarların kısmen davalının şirketteki payının devir bedeli, kısmen de ayrılma tarihine kadar kar payı alacağı ve yine müvekkiline ait dava dışı şirketin davacı şirkete yaptığı iş bedeli ile dava dışı şirkete olan kira borcu için ödendiği gibi şirketin vergi borcunun ödenmesinde kullanıldığını savunarak her iki davanın da reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporu ile davalının takip konusu yapılan asıl alacak tutarlarını davacı şirketin bankadaki hesabından çektiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, ancak davalının şirketten alacaklarına mahsuben çektiğini savunduğu, davacının ise 5.395.004.400.-TL.nin davalıya borç olarak verildiğini, 2.124.857.629.-TL.nin ise şirket hesabına yatırılmak üzere hak edişten çekilen para olmasına rağmen şirket hesabına yatırılmadığının iddia edildiği ancak bu miktarın şirket defterlerine işlenmediği, davalı yanın yemin teklifi üzerine davacı temsilcisinin yeminli beyanı ile davalının hisse devir bedelinin ödenmediği ve vergi borcunu da davalının ödediği, bunun dışında kalan diğer alacakları davalının kanıtlayamadığı gerekçesiyle asıl davada 2.106.004.400.- TL asıl alacak ve 114.243.526.-TL işlemiş faize, birleşen davada ise asıl alacağa ilişkin itirazın iptaline, her iki davada tespit edilen asıl alacak miktarının %40'ı oranında inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve dava dilekçesinde faizin nevi belirtilmeden %60 oranında istenmiş olması nedeniyle mahkemenin %60 oranını aşmayacak şekilde artan ve eksilen oranlar nazara alınmak üzere yasal faize hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamasına, yemin metninin değiştirilmesi konusunda mahkemece verilmiş bir ara kararı olmamasına rağmen davalı vekilinin değiştirdiği metne göre davacının usulüne uygun yemin etmiş bulunmasına ve teklif edilen yemin metninde pay devir bedelinin ödendiği hususunun mevcut olmasına, alacağın belirlenebilir ve bu nedenle de likit bulunması nedeniyle icra-inkar tazminatına karar verilmesinin doğru görülmesine, davalının mahsubunu istediği diğer alacak kalemlerinin ise davacı şirketten istenebilecek alacaklardan olmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, davalı taraf, davacı şirketten kâr payı alacağı bulunduğunu savunmuş ve bu alacağın ödenmediğini bildirerek davacı yana bu konuda yemin teklif etmiştir. Davacı temsilcisi, usulüne uygun olarak ettiği yeminde davalının kâr payı alacağının bulunmadığını beyan etmiş olması karşısında, davacının alacağından davalının talep ettiği kâr payı miktarının da düşülmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 400.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 266.149.192.-lira temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 09.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy