(1086 S. K. m. 275, 281, 283, 284, 286)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 9. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 20.04.2004 tarih ve 2001/231-2004/399 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların, dava dışı Kablo-Net AŞ.ne ait hisselerini, verdikleri bilgilerle şirketin değerini olduğunun çok üstünde göstererek müvekkili şirkete devrettiklerini, bu suretle müvekkilini zarara uğrattıklarını ileri sürerek, ödediği paranın istirdadı için dava açma hakkı saklı kalmak üzere, devir protokolünün iptaline ve 05.02.2001 tarihli 15.000. USD. bedeli bono nedeniyle borçlu bulunmadığını tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının 15.01.1998'de şirketin önce % 25 hissesini devraldığını, bu tarihten sonra şirketin durumundan haberdar olduğunu, şirketin aktifinin azaltılmadığını, müvekkillerinin halen % 31 hisselerinin bulunduğunu ve hile yapmadıkların savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve bilirkişi raporlarına göre, hilenin varlığı ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, anonim şirket hisse devrinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, hisse devri sırasında davalıların hile ile davacı şirketi irade fesadına uğrattıkları hususunda rapor alınmak üzere üçlü bilirkişi kurulu oluşturulmuş ise de bilirkişilerin üçü de birbirinden farklı üç ayrı rapor düzenlemişlerdir. Bilirkişilerden biri, devirde hilenin var olduğunu, diğeri olmadığını, üçüncüsü ise mevcut bilgi ve belgelerden varılan aşamada bir görüş bildirilemeyeceğini raporlarında belirtmişlerdir.
HUMK'nun 281. maddesi hükmüne göre, mahkemece atanan bilirkişi kurulu üyeleri, konuyu aralarında görüştükten sonra sonuca varıp raporu birlikte düzenlemeleri, muhalefette kalan bilirkişilerin ise, kendi görüşünü ya ortaklaşa düzenlenen raporun altına ya da ayrı ek bir rapor halinde belirtmesi gerekir. Somut olayda bilirkişilerin bir araya gelerek görüşmedikleri ve her üçünün de ayrı ayrı rapor düzenledikleri anlaşılmış olup, buna göre yasanın bilirkişi kurulundan rapor alınmasında güttüğü amaç yerine getirilmemiştir.
Öte yandan, mahkemece uyuşmazlığın çözümünde bilirkişi incelemesine gerek görülmüş olup, heyetin birbiri ile çelişen üç ayrı rapor vermelerinden sonra, hiçbir rapora itibar edilmeden re'sen ve karma gerekçelerle hüküm kurması da doğru değildir.
HUMK'nun 275 ve müteakip maddelerinde bilirkişilik müessesesi düzenlenmiş olup, anılan 275 nci maddede, mahkemenin, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği düzenlendikten sonra 286. maddede de bilirkişinin rey ve mütalaasının hakimi takyit etmeyeceği düzenlenmiş ise de işin çözümünde teknik bilgi ve birikimin gerekliliğine inanılarak bilirkişi incelemesi yaptırıldığına göre, verilen rapor yetersiz, noksan ve müphem ise 283. maddeye göre hakimin ek rapor veya 284. maddeye göre yeni bir bilirkişi kurulundan tekrar rapor alabileceği düzenlenmiştir.
O halde mahkemece, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, oluşturulacak yeni bir bilirkişi kurulundan daha önceki raporların da tartışıldığı uzlaştırıcı bir rapor alınması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik YER OLMADIĞINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.07.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy