(7201 S. K. m. 35)
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 16. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.09.2000 tarih ve 1999/803-2000/584 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dayalının yüklenicisi bulunduğu inşaatın yapımında kaçak su kullandığının tespit edildiğini, bildirilen kaçak su kullanım bedelini ödemediğini iddia ederek, 3.633.106.000 TL.nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının yüklenicisi bulunduğu inşaatta kaçak su kullandığının sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 3.633.106.000 TL.nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, dayalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, kaçak su kullanıldığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün 18.04.2000 tarihli cevabi yazısında dayalı şirketin adresi olarak belirtilen yere 7201 Sayılı Tebligat Yasası'nın 35 nci maddesi uyarınca dava dilekçesi tebliğ edilerek,taraf teşkili sağlandıktan sonra hüküm kurulmuştur. Anılan cevabi yazıda, şirketin adresi, Neyzen Tevfik Sk. No.8/5 Demirtepe/Ankara olarak bildirilmiştir. Ancak, davalı şirketin adresi, 27.03.1997 tarihli ortaklar kurulu kararı ile, Strazburg Cad. No.4218 Sıhhiye/Ankara olarak değiştirilmiş, temsilcilerince değişikliğin tescil ve ilanı için ticaret siciline 09.04.1997 tarihinde başvurulmuş ve bu değişiklik 14.04.1997 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanmıştır.Bahse konu bilgilerin tamamının davalının ticaret sicil dosyasında bulunmasına rağmen, ticaret sicil müdürlüğünce yanlışlıkla mahkemeye davalı şirketin eski adresi bildirilmiş, tebligat bu adrese yapılmıştır. O halde,dava dilekçesinin, davalı şirketin gerçek adresine usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği, taraf teşkili sağlanmadan karar verildiği anlaşılmış olmakla, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle dayalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy