(6762 S. K. m. 1269, 1270)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Konya Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 23.06.2004 tarih ve 2004/172-2004/344 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait ve davalı şirkete sigortalı apartman dairesinin 02.02.2004 tarihinde yer zemininin kayması ve kötü niyetli hareketler sonucu yıkıldığını, usulüne uygun müracaata rağmen müvekkiline her hangi bir ödemede bulunulmadığını ileri sürerek, şimdilik (60.000.000.000) TL.nın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu hasara binanın ayıbından kaynaklanan sebeplerin neden olduğunu, hasarın meydana gelmesinin sebebinin yer kayması da olmadığını, zararın teminat kapsamı dışında kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, aynı konuda bina sorumluları hakkında devam eden ceza yargılamasında alınan bilirkişi raporlarında binanın çökme sebebinin yer kaymasından değil, binanın ayıplı imalatından kaynaklandığının tespit edildiğini, meydana gelen hasarın teminat kapsamında olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, konut sigorta poliçesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Dosyada bulunan sigorta poliçesinin incelenmesinden, apartman dairesinin davacı tarafından kendisinin dain ve mürtehini olan dava dışı Şekerbank A.Ş. yararına sigorta ettirildiği anlaşılmaktadır. Dava dışı banka TTK.nun 1269. maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi, aynı yasanın 1270. maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı, rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. Böyle bir durumda sigortalı durumunda olan rehin hakkı sahibi olduğuna göre, sigortadan tazminat talep etme hakkının da öncelikle ona ait olması gerekir ve sigorta ettiren ancak, sigortalı malın dain ve mürtehini olan ve lehine sigorta edilenin açık muvafakatını, almak ve o surette sigortadan, kendi menfaati de zedelendiği takdirde tazminat istemek hakkına sahip olur.
Mahkemece böyle bir durumda davacılık sıfatının araştırılması bakımından yapılacak iş davacıya, asıl dava ve talep hakkına sahip sigortalı bankadan davaya muvafakat ve icazetleri olduğunu belgelendirmesi için süre vermek, bu usuli işlem tamamlandığı takdirde davacının dava hakkının bulunduğunun kabulü ile işin esasına girmekten ibarettir. Bu durum karşısında mahkemece, davacının dava ve talep hakkının bulunup bulunmadığı araştırılmadın, yazılı şekilde eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy