(1163 S. K. m. 16)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Sivas Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 18.05.2004 tarih ve 2002/682-2004/214 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı kooperatifin kuruluştan beri üyesi olduğunu, mali yükümlülüklerini yerine getirdiğini, bazı aksamaların bulunduğunu, eksik ödemeleri yapmaya hazır olduğunu bildirdiğini, ancak kendisinin hiç uyarılmadan 05.07.2002 tarih ve 84 numaralı karar ile ihraç edildiğini, kararın usulsüz bulunduğunu ileri sürerek, ihraç kararının iptaline, üyeliğinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının uzun süre aidatlarını ödemediğini, kooperatifin yapısal dengesini bozması nedeniyle 15.08.2001 tarih ve 68 numaralı kararla ihraç edildiğini, bu kararın elden tebliğ edildiğini, davacının 19.07.2002 tarihli dilekçesinde çıkarılma kararını öğrendiğini belirttiğini, davanın yasal süre içinde açılmadığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara göre, 05.07.2002 tarih ve 84 sayılı yönetim kurulu kararı ile davacının üyelikten ihracına karar verildiği, bu kararın tebliğine ilişkin bir belge ibraz edilmemiş ise de davacının ihraç kararının kendisine 19.07.2002 tarihinde bildirildiğini kabul ettiği, bu tarihten itibaren üç aylık süre içinde dava açılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, ihraç kararının iptali istemine ilişkindir. Ancak, hükmün yeterli araştırma ve incelemeye dayandığını söylemek mümkün değildir. Zira, davacı, mahkemenin kabulünün aksine, 05.07.2002 tarih 84 numaralı yönetim kurulu kararı ile değil, davalı vekilinin cevabında belirttiği üzere,15.08.2001 tarih ve 68 numaralı karar ile ihraç edilmiştir. Hükme esas olan yönetim kurulu kararı, davacının, üyeliğinin akıbeti hakkındaki başvurusu üzerine alınmış, 15.08.2001 tarih ve 68 numaralı ihraç kararının alınması sürecinden bahseden ve esasen ödenen aidatların en kısa sürede alınması, aksi halde iki yılda ödeneceğine yönelik bir karardır. Bu, kararın taahhütlü olarak davacıya tebliğ edildiği dosya kapsamı ve davacı kabulü ile sabittir. Ancak, ihraç kararının tebliğ edilip edilmediği araştırılmamıştır. 1163 sayılı Yasa'nın 16/3. maddesi hükmü uyarınca, çıkarma kararının ortağa tebliğinden itibaren üç ay içinde iptali için dava açılmaz ise ihraç kararı, kesinleşir. Dava açmaya ilişkin bu süre, hak düşürücü niteliktedir.
Mahkemece, kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Ancak, sürenin başlayabilmesi için kararın tebliği zorunludur. Bu tebliğin noter kanalıyla da yapılması şart değildir. Ortağın haricen öğrenmesi, hatta kararın yüzüne karşı verilmesi sonuca etkili bulunmamaktadır. Bu hususta çekişme olduğu takdirde tebliğin yapıldığını, ihraç kararı veren kooperatif ispat etmek durumundadır. Tebliğ yapılmaması halinde, hak düşürücü sürenin başladığından bahsetmek mümkün değildir. O halde, davacının ihracına ilişkin 15.08.2001 tarih ve 68 numaralı kararın, usulüne uygun şekilde davacıya tebliğ edilip edilmediği üzerinde durulup, davanın yasal sürede açılıp açılmadığı tespit edilip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy