(6762 S. K. m. 224, 441, 442, 443, 444, 445, 446, 447, 448, 449, 450, 552)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.02.2004 tarih ve 1998/391-2004/65 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı ile birlikte limited şirket ortağı olduklarını, ancak davalının, müvekkili yurt dışında iken sahte olarak imzası atılarak şirketin tasfiyesine karar aldıklarını ve bu suretle zarara uğrattıklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak suretiyle 250.000.000.TL.nin temerrüt faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hakkın zamanaşımına uğradığını, demirbaşların davalının şirketin tek yetkilisi olduğu 1990-1991 yıllarında ihtiyaç nedeniyle satıldığını, şirketin tasfiyesinin zararla sonuçlandığını, davacının bu zararın payını bile karşılamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan deliller ve bilirkişi raporlarına göre, her iki bilirkişi raporunda da talebin üstünde tazminat hesaplanmış olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
1-) Dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki iki bent dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-) Davacı vekili, yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı ortağa karşı tazminat istemi ile bu davayı açmış ise de tarafların ortağı oldukları şirketin tasfiyesi için 1991 yılında karar alındığı, Ticaret Sicilinde yayınlanan ve dosyaya fotokopisi sunulan 1991 tarihli tasfiye kararında davacının da adının geçmiş olduğu ve bu kararda davalının tasfiye memuru olarak atanmış olduğunun anlaşılmasına göre dava, dava dışı limited şirketin tasfiye memuruna karşı açılmış olan bir sorumluluk davasıdır.
Limited şirketlerin tasfiyesinde, TTK. nun 552. maddesi yollaması ile TTK. nun 441-450. maddelerinde düzenlenen anonim şirketlerin tasfiyesine ilişkin hükümler uygulanmaktadır. Buna göre TTK. nun 450. maddesinin atıfta bulunduğu, TTK. nun 224. maddesi hükmünce, tasfiye memurları, tasfiyeye ilişkin işlerlerinden dolayı, kusursuz olduklarını ispat etmedikçe sorumlu oldukları öngörülmüştür.
Ancak, mahkemece hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda ve önceki raporda uyuşmazlık bu şekilde nitelendirilmediği gibi, davacının tasfiyeden payına düşen tasfiye payının hesabı yapılmış olup, bu hesaplama da şirketin tasfiyeden önceki mal varlığı ve son dönemde hak kazandığı kar payı üzerinden yapılmıştır. Mahkemece de yazılı şekilde, raporlara göre, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; davacı vekiline sorularak, davalının tasfiye halindeki şirketi hangi eylem ve işlemleri ile zarara uğrattığı somutlaştırarak, iddia ve savunmaya göre gerekli araştırmalar yapıldıktan sonra, ne şekilde zarara uğrattığı ortaya konularak, zararın nedenleri ve miktarı açıklığa kavuşturulup, sonucuna göre karar vermektir.
O halde mahkemece, dava yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde nitelendirilerek, belirtilen hususlar açıklığa kavuşturulmaksızın, eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru olmamıştır.
3-) Kabule göre de belirlenen tazminat miktarının hangi gerekçeyle TEFE oranında yükseltildiğinin açıklanmaması da doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle, davalı vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yaranına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.07.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy