(2918 S. K. m. 95)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Antalya Asliye 7. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16.07.2004 tarih ve 2003/468 - 2004/315 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A.D. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirkete zorunlu trafik sigortalı ve davalının maliki ve sürücüsü bulunduğu aracın karıştığı trafik kazası nedeniyle hak sahiplerine 23.09.2002 tarihinde ( 1.119.206.657.- ) TL ödemede bulunulduğunu, davalının kaza sırasında sürücü belgesinin bulunmadığını ileri sürerek, anılan meblağın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, duruşmalara katılmamış ve savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı sürücünün % 100 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı temyiz etmiştir.
Davacı zorunlu trafik sigortacısı, yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, dava dışı hak sahiplerine ödediği meblağı, kendi akidinden rücuan tahsilini talep etmektedir.
Gerçekten de taraflar arasındaki akdi ilişkinin koşullarını oluşturan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları'nın "tazminatın azaltılması veya kaldırılması sonucunu doğuran haller" başlıklı 4/c maddesinde tazminatı gerektiren olayın, aracın KTK'na göre gereken ehliyetnameyi haiz olmayan kimseler tarafından sevk edilmesi sonucunda vukua gelmiş ise, sigortacının bu hususu zarar görenlere karşı ileri süremeyeceği fakat ödemede bulunduktan sonra, tazminatın azaltılmasını veya kaldırılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene rücu edebileceği hükme bağlanmış bulunmaktadır. Poliçede yer alan bu şart, esasen KTK'nun 95'inci maddesi düzenlemesinin poliçeye aksettirilmiş bir hükmünden ibarettir.
Somut olayda ise mahkemece, davacı vekilinin dava dilekçesinde belirttiği maddi vakıaların ve talebin hukuki nitelendirilmesinin yukarıda açıklanan şekilde yapılması yerine davalı sürücünün kusurlu olup olmaması ölçü alınarak ve davalının kaza sırasında kullandığı aracın niteliğine göre 2918 sayılı KTK'nun gerekli gördüğü sürücü belgesine sahip olup olmadığı araştırılmadan, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.07.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy