(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 21.06.2002 tarih ve 1999/505-2002/316 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 04.10.2005 günde davalı avukatı A.G. Yüzbaşıoğlu gelip, davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Y. Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, davalı tarafından müvekkilleri aleyhine başlatılan kambiyo senetlerine özgü icra takibiyle 57.729.016.600 TL. fazla talepte bulunulduğunu ileri sürerek, anılan miktar borcun bulunmadığının tespitini ve bu miktar için takibin iptalini, %40 kötü niyet tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin eski acentesi olan davacılardan C. Kılıçoğlu'ndan prim alacaklarına karşılık alınmış olan 5 adet çek toplamı 87.745.000.000 TL. nin sözleşmenin feshinden sonra takibe konulduğunu, sözleşmenin 29. maddesi uyarınca müvekkili şirket kayıtlarının münhasır delil olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, icra takip dosyasına, mübrez belgelere davalının defter kayıtlarına ve bilirkişi raporuna dayanılarak takip tarihinde davacıların davalıya borcunun 39.726.042.168 TL. olduğu, davalının borç miktarını bilebilecek durumda iken borcun güvencesi olarak alınan çek bedelleri toplamı 69.000.000.000 ve işlemiş faizi talep miktarı yönünden kötü niyet oluşturduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacıların 48.018.957.832 TL. borçlu bulunmadığının tespitine ve 19.207.583.132 TL. icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Taraflar arasındaki acentelik ilişkisi sürerken düzenlenen 26.06.1998 tarihli protokolle davacı acentenin davalı sigorta şirketine olan borcunun 30.06.1998 tarihi itibariyle 93.000 USD olduğu kesin ve gayrı kabil-i rücu, ikrar, kabul ve beyan edilmiştir. Protokolün bu hükmü karşısında artık anılan tarihteki borç miktarı kesin ve bağlayıcıdır. Bu durumda, mahkemece işlenmesi gereken yol ve yöntem, o tarihteki davacı acente borcuna icra takibinin yapıldığı 09.03.1999 tarihine kadar eklenen prim aktarma borçlarının ne olduğu, davacının protokol uyarınca ve sonradan ortaya çıkan borçları zımnında yaptığı ödemelerin tenzilinden sonra icra takip tarihindeki borcunun miktarının saptanması ve bu amaçla 30.06.1998 tarihi sonrası borcun belirlenmesi için münhasır delil olan davalı defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılıp davacının geçerli ödeme delilleri de irdelendikten sonra ortaya çıkacak sonuca göre uyuşmazlığın çözümü gerekirken, protokolde belirlenen borç tutarını dikkate almaksızın salt davalı defterlerinin incelenmesine dayalı 06.05.2002 tarihli yetersiz bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü gerekmiştir.
2- İİK. nun 72/5 nci maddesine göre, borçlu tarafından açılmış bulunan eldeki menfi tespit davasında, davalı alacaklının borçluya karşı tazminatla yükümlü kılınabilmesi için giriştiği icra takibinin haksız ve kötü niyetli olması zorunludur. Oysa davalı sigorta şirketinin protokolden ve sonrasındaki cari acentelik ilişkisinden doğan alacağının bulunduğu sabittir. Ancak, bu alacağın miktarı ihtilaflı olup, çözümü yargılamayı gerektirmektedir. Davalı alacaklının esasen tahsil ettiği alacağını bilerek ve kötü niyetle mükerreren tahsile yönelik, bir icra takibine giriştiğinden söz edilemeyeceğinden, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi isabetsiz bulunmuş, bu yöne ilişen davalı taraf temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu bakımdan davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentteki nedenlerle kararın davacı, 2 nolu bentteki nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 400,00 YTL. duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 06.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy