(1086 S. K. m. 74) (6762 S. K. m. 161, 543)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Çorlu Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27.02.2004 tarih ve 1996/683 - 2004/323 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı M. S. Kıroğlu vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 04.10.2005 günde davacı avukatı A. Erol ile davalılardan M. S. Kıroğlu vekili Av. B. Ay gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi A. Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin kurucularının Alman uyruklu L. V. G. ve davalılardan M. S. Kıroğlu olduğunu, 1990 yılında kuruluş ana sözleşmesi ile şirketi temsiline 3 yıl süre Mustafa'nın atandığını, 24.09.1993 tarihinde görev süresi dolmasına rağmen yabancı ortağın yokluğunda ve kendisine ait olmayan imza ile ortaklar kurulu kararı ile önce görev süresini 3 yıl, 03.09.1996 tarihli aynı nitelikteki karar ile de 5 yıl uzatıldığını, bu şekilde şirketi temsil yetkisi olmamasına rağmen davalı Mustafa'nın 24.12.1993 tarihinde davalı şirketi kurduğunu ve kuruluşta müvekkili şirketin %75, davalı N.'ın ise %25 pay sahibi iken 12.04.1996 tarihinde yapılan pay devirleri ile %90 payın davacı şirketi %9 payın N.'a ve 1 payında Mustafa'ya intikal ettiğini, müvekkili şirketi temsil yetkisi olmamasına rağmen kurulan davalı şirkete, davacıya ait taşınır ve taşınmaz mallarının ve maden ruhsatının devredildiğini, ardından 5 günlük kısa bir süre içinde de taşınmazların değerinin çok altında bir bedel ile 3 ncü şahıslara satıldığını, satışların iptali için açılan davanın derdest olduğunu, ayrıca davalı şirketin müdürü sıfatıyla keşide edilen çeklerin davacı şirkete ve onun temsilcisi sıfatıyla ciro edilerek 3 ncü şahıslara devredildiğini, bu çekler nedeniyle müvekkilinin mallarına haciz konulup muhafaza altına alındığını, bu şekilde davalı şirketin yıkıma sürüklendiğini ileri sürerek TTK'nun 543 ncü maddesi atfı ile TTK'nun 161 nci maddesi gereğince davalı müdürlerin şirketi temsil ve idare yetkilerinin kaldırılmasını istemiştir.
Davalı Mustafa vekili, davacının çoğunluk hissesine dayanarak müvekkilini sindirmeye çalıştığını ve nitekim 29.06.1996 tarihli usulsüz ortaklar kurulu kararı ile şirkete A. Kamalı'nın müdür olarak atandığını, bu şekilde müvekkili ve diğer müdürün görevden uzaklaştırıldığını savunarak konusu kalmayan davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve grafoloji bilirkişi raporlarına göre, davacının 01.08.1996 tarihli ihtarname ile şirket müdürünün azli ve yeni müdür seçimi için ortaklar kurulu toplantısı yapılmasını istediği,bu ihtara davalının verdiği yanıt ile 25.09.1996 günü ortaklar kurulunun toplantıya çağrıldığını bildirmesine rağmen bu tarihten önce 03.09.1996 tarihli ortaklar kurulu kararı ile davalının müdürlük görevinin 5 yıl süre ile uzatıldığı, 13.09.1996 tarihinde de şirkete ait taşınmazların 3 ncü kişilere satıldığı, şirket adına keşide edilen çekler ile şirketin borçlandırılarak 26 milyar TL'lık borç nedeniyle şirketin mallarının muhafaza altına alındığı, davalı yanın ortaklar kurulu kararındaki imzanın sahte olmadığı savunmasında bulunmadığı gibi, davacı şirketin 20.03.1993 ve 18.12.1993 tarihli ortaklar kurulu kararlarındaki imzaların şirket ortağı olan Alman firmasının temsilcisine ait olmadığının saptandığı, bu şekilde davalı Mustafa'nın sahte imza ile şirket müdürlüğü görevini uzatarak aldığı yetki ile davacının ihtarına rağmen davacı şirkete ait taşınmazları önce davalı şirkete, daha sonra da 3 ncü kişilere sattığı, şirketi borçlandırıcı çek keşide ettiği, bu suretle her iki müdürün yetkili olmadıkları dönemde davacı şirketi zararlandırıcı eylem ve işlemlerde bulundukları gerekçesiyle davanın kabulüne, H. O. Lulay'ın davalı şirkete kayyım olarak atanması ve davalı şirketin ana sözleşmesi ile atanmış müdürleri olan davalıların müdürlüklerinin iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı M. S. Kıroğlu vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı M. S. Kıroğlu vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, davacı şirket vekili dava dilekçesinde davalı şirket müdürlerinin müdürlük görevlerinin dava sonuçlanıncaya kadar geçecek süre içinde ihtiyati tedbir yoluyla kaldırılarak, bu süre içinde organsız kalmaması için şirkete kayyım atanmasını istemiştir. Bu istem ihtiyati tedbir istemi niteliğinde olup, dava sonuna kadar tedbir istendiği halde talep aşılarak karardan sonraki dönem için kayyım tayini yoluna gidilmesi HUMK. nun 74 ncü maddesine aykırı olduğundan kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı M. S. Kıroğlu vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenle kararın BOZULMASINA, takdir edilen 400,00 YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalı M. S. Kıroğlu'na verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy