(4389 S. K. m. 10/2-b, 3, geç. m. 3)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 2. Ticaret Mahkemesince verilen 28.04.2004 tarih ve 2001/476-2004/265 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 04.10.2005 gününde davacı vekili Av. F.D.E gelip davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin müflis M.B. A.Ş.'nin Ankara şubesi nezdinde 08.10.1993 tarihinde bir yıl vadeli DEM 25.000, 03.11.1993 tarihinde bir yıl vadeli USD 60.000 ve 29.07.1993 tarihinde bir yıl vadeli USD 58.500 tutarlı üç adet hesap açtırdığını, davalı Fon'un gazetedeki ilanına dayanarak isminin baş harfine göre 21.07.1999 günü ödeme yapılması gerektiğinden müvekkilinin para almak üzere Fona gittiğinde isminin listede yer almadığını öğrendiği, çekilen ihtarnameye de cevap vermediğini belirterek, şimdilik 13.193.103.860 TL.'nin 23.6.1999 tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, dava konusu hesaplardan olan 25.000 DEM'lik hesaptan kendisine ödeme yapılacağını, dava konusu diğer iki hesaba ise 4389 sayılı Bankalar Kanununun 3. maddesi kapsamında ödeme yapılmasının mümkün olmadığını, bu hesapların tasarruf mevduatı sigorta fonu kapsamında yer almayan ve sigorta prim kesintisi yapılmayan fiduciary ( Yurtdışı yatırım işlemleri ) hesapları olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 16.04.2001 tarihinde 2001/1300 E, 3185 K, sayılı ilamıyla ilamda yer alan gerekçelerle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, tasarruf mevduatı sigortasından yararlanmanın ön koşulunu fon sigorta prim kesintisi yapılan usulüne uygun açılmış bir mevduat hesabının bulunmasının gerektiği, oysa davaya konu gerek 58.500 USD, gerekse 60.000 USD olarak açılan davaya konu hesapların tasarruf mevduatı sigortası kapsamında yer almayan ve sigorta prim kesintisi de yapılmayan "Fiduciary" olarak adlandırılan yurtdışı yatırım işlemleri hesapları olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davacının, davalı banka nezdinde bulunduğu iddia edilen sırasıyla 25.000 DEM, 60.000 USD ve 58.500 USD tutarlı üç adet vadeli döviz tevdiat hesabına ilişkin olarak, 4389 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi uyarınca davalı fon tarafından yapılması gereken ödemenin, hesapların tasarruf mevduatı niteliğinde görülmemesi nedeniyle ödeme yapılmamasından kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Her ne kadar, 60.000 USD ile ilgili olarak davalı banka tarafından yapılan işlemlerin havale niteliğinde olmasına göre, anılan tutarın tasarruf mevduatı niteliğinde olduğunun kabulüne hukuken olanak bulunmamakta ise de davaya konu ( 58.500 ) USD tutarlı hesapla ilgili olarak, mahkemece, 25.10.2001 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilerek anılan paranın, davacının 29.7.1993 günlü talimatı uyarınca Amerikan/Alman Hazine Bonosu-Tahvil alınması yönünde kullanıldığı, anılan tutarın bankanın menkul kıymet dönüşleri listesinde de görüldüğü, buna karşın Tasarruf Mevduatı listelerinde anılan tutarın yer almadığı gerekçesiyle, sözkonusu miktar tasarruf mevduatı niteliğinde görülmemişse de dosyada mevcut 29.7.1993 günlü makbuza göre, davacının bankaya 1 yıl vadeli, vade sonu 29.7.1994, yıllık net faiz oranı %9 üzerinden 58.500 USD yatırdığı, aynı tarihte yabancı menkul kıymet alınması yönünden de davalı bankaya talimat verdiği görülmektedir.
Mahkemece, itibar edilen bilirkişi raporu dışında dosyada mevcut tüm bilirkişi raporlarında, anılan meblağla hiçbir şekilde ve hiçbir zaman menkul kıymet alınmadığı, 30100 Döviz Tevdiat Hesabında paranın bulunduğu ya da vadesinden önce paranın dönüşü sağlanarak, bankaya el konma tarihi itibariyle faizli bakiyesinin 62.323 USD'ye ulaştığı ve paranın tasarruf mevduatı bakiye listelerinde görüldüğü, dolayısıyla bu alacak kaleminin 4389 sayılı Yasanın 10/2-b maddesinde tanımı yapılan tasarruf mevduatı niteliğinde olduğu vurgulanmıştır. Bu durumda, hükme dayanak alınan bilirkişi raporundaki belirlemelerle, dosyadaki diğer raporlar arasındaki tespitler ve varılan sonuçlar farklı olduğundan, mahkemece hükme dayanak alınan bilirkişi raporunun diğer raporlara üstün tutulma sebebi karar yerinde değerlendirilip tartışılmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olduğu gibi, davalı tarafından tasarruf mevduatı niteliğinde görülerek davadan sonra davacıya ödemesi yapılan 25.000 DEM'lik hesapla ilgili olarak da davacının gecikme nedeniyle faiz isteminin karar yerinde hiç değerlendirilmemesi de yanlış olmuş ve kararın açıklanan nedenlerle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, 400,00 YTL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy