(6762 S. K. m. 1281, 1282) (Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları A.1, A.5)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Karadeniz Ereğli Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 21.11.2003 tarih ve 2002/23-2003/782 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 11.10.2005 günde taraflar ve avukatları tebligata rağmen gelmediğinden tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dava dosyası için Tetkik Hakimi A. Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, asıl ve birleşen davada davalı şirketin kasko sigorta poliçesi ile sigorta örtüsü altına aldığı müvekkilinin aracının kaza yaparak pert haline geldiğini, poliçe teminatı altındaki zararın tazmin edilmediğini ileri sürerek, 5.300.000.000 TL. nın davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, olaş sonrasında aracın sürücüsünün kaza yerini terk ettiğinden kaza tutanağı tutulmadığını, araçta B. Akçay'ın cep telefonu bulunduğunu ve kan izleri tespit edildiğini, daha sonra bu şahsın alkollü olduğunun belirlendiğini ancak, koltukta aracı davacının eşinin kullandığının belirtildiğini, poliçe genel koşulları A.5.5.5 nci maddesi gereğince alkollü araç kullandığı sırada oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, kaza sonrasında sürücünün kaza yerini terk ettiği ve tutanak tutulmadığı, araç içinde B. Akçay'a ait cep telefonu bulunduğu, bu şahsın telefonu teslim edildiği sırada tutulan tutanakta araç sürücüsü olarak zikredildiği, F. Akçay'da herhangi bir yaralanma izi olmadığı ve bu şahsın kazadan 40 dakika sonra kendi isteği ile gittiği koltukta görevlilerin araçta kan izleri vardı yolundaki beyanı üzerine telefonla karakola çağırdığı kardeşi B. Akçay'ın alkollü ve yaralı olduğunun tespit edildiği, takla atmış bir araçta bulunan sürücü olduğunu beyan eden F. Akçay'ın olay yerini terk etmesi ve herhangi bir yarasının olmamasının yaşamın doğal akışına uymadığı, bu şahıs hakkında Cumhuriyet Savcılığı'nın ön ödeme talebinde bulunmasının mahkemeyi bağlayıcı olmadığı, bütün bu olgular karşısında B. Akçay'ın araç sürücüsü ve bu şahsın da alkollü olduğu poliçe genel koşulları A.5.5.5 nci maddesi gereğince hasarın teminat dışı kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava kasko sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, dosya içeriğindeki delilere göre sigortalı aracı kullanan kişinin B. Akçay ve bu şahsında kaza sırasında alkollü olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mal sigortaları türünden olan kasko sigortası poliçesinin teminat kapsamını belirleyen A/1 maddesine göre, gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, TTK. nun 1282. maddesi uyarınca sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş seklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte; sigortalı Kasko Poliçesi Genel Şartları'nın 1.5 maddesi ve TTK. 1292/3. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan rizikonun teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat külfeti yer değiştirip, oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfeti sigortalıya geçer.
Bu ilkeler doğrultusunda somut olaya bakıldığında; olayın 5.6.1999 tarihinde sigorta poliçesinin yürürlükte olduğu sırada meydana geldiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Olay sonrasında kaza tespit tutanağı düzenlenmemiş, ancak, kazadan sonra aracın terk edildiğine ilişkin tutanak düzenlenmiştir. Aracı kullandığını iddia eden F. Çetinkaya aynı gün karakola giderek olay ile ilgili ifade vermiş ve aracı kendisinin kullandığını, kardeşi olan B. Akçay'ın da araçta bulunduğunu ve kazadan sonra eve haber vermek için olay yerinden ayrıldıklarını, bilahare de tıbbi kontrol için hastaneye gittiğini belirtmiştir. Adı geçen kişiler mahkemece tanık olarak dinlenmiş ve ifadelerinde aracın F. Çetinkaya tarafından kullanıldığını bildirmişlerdir. Görüldüğü gibi tanıklar ve dosyadaki diğer delillerle davacı sigortalının kasten ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak rizikonun gerçekleşme şeklini iyiniyet kurallarına aykırı şekilde bildirdiği sabit olmamıştır. Bu durum karşısında rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiğini ispat külfeti sigortacıda bulunmaktadır. İspat külfeti somut olayda davalı sigortacıda olmakla, sigortacı rizikonun teminat dışında olduğunu somut delillerle kanıtlamalıdır. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
2- Kabul şekline göre de, hasarın poliçe güvencesi dışında kaldığının kabul edilebilmesi için, olay sırasında sürücünün alkollü olduğunun ve kazanın salt alkolün etkisi ile oluştuğunun da ispat edilmesi gerekmektedir. Mahkemece, kaza sırasında aracı B. Akçay'ın kullandığı kabul edildiği halde kazanın salt alkolün etkisi ile oluşup oluşmadığının tespiti açısından aralarında nöroloji uzmanının da bulunduğu bilirkişi kurulundan rapor alınmadan, sadece alkollü olmanın poliçe teminatını ortadan kaldırdığı düşüncesiyle davanın reddedilmesi de bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, taraf vekilleri duruşmaya gelmediğinden duruşma vekillik ücreti takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy