(6762 S. K. m. 1269, 1270, 1292, 1299) (818 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Yıldızeli Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 03.03.2004 tarih ve 2002/225 - 2004/57 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deyiş Cesur tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı sigorta şirketine kasko sigortalı aracı ile kaza yaparak aracın kullanılamaz hale geldiğini, tüm evraklar ile birlikte yapılan müracaata rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 8.000.000.000 TL alacağın faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirkete sigortalı davacıya ait aracın trafik kazası sonucu hasarlanması nedeniyle hasar tazminatı ile ilgili işlemlerin tamamlandığını, ancak davacının ödeme yapılabilmesi için gerekli evrakları iletmediğini, bu nedenle ödeme yapılamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre trafik kazası nedeniyle davalıya sigortalı araçta oluşan hasarla ilgili 17.07.2001 tarihinde müracaat edildiği, davalı şirketin 8 gün sonra 25.07.2001 tarihinde mütemerrit duruma düştüğü, davacının başvurusunda kabul ettiği 3.650.000.000 TL tamirat bedelinin aracın pert olması nedeniyle bağlayıcı olamayacağı gerekçesiyle 6.350.000.000 TL alacağın 25.07.2001 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan sigorta bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Ayrıca, poliçede Dain-mürtehin olarak Oyakbank Ankara Şubesi geçmektedir. Dain mürtehin tarafından açıkça muvafakat verilmeden hasar ödemesi yapılamayacağından, mahkemece yargılamaya devam edilebilmesi için öncelikle dain ve mürtehinin bu husustaki açık muvafakatnamesinin dosyaya ibrazı için davacıya süre verilmelidir. Mahkemece re'sen gözetilmesi ve yargılamanın başında tamamlattırılması gereken bu husus yerine getirilmeden, yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması doğru görülmediğinden, kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.
2- Öte yandan, TTK.nun 1299/1 nci maddesine göre sigortacının sigorta bedelini ödeme borcu, bütün mal sigortalarında rizikonun gerçekleştiğini sigortacıya ihbar borcunun TTK.nun 1292 nci maddesi hükmünce doğduğu tarihte muaccel olur. Türk Ticaret Kanunu, sigorta bedelinin muacceliyetini düzenlediği halde, temerrüt için bir düzenleme öngörülmemiş ve sigortacının temerrüdünü genel hükümlere bırakmıştır. Genel hükümlerden sayılan BK.nun 101 nci maddesinin temerrüt bakımından uygulama olanağı vardır. Buna göre temerrüt ihbarı takip eden günden başlar. Ancak, sigortacı ile sigorta ettiren arasında yapılan sözleşmede aksine bir şart bulunduğu takdirde özel düzenlemeye ilişkin hükümlerin genel hükümlerden önce uygulanması gerekecektir. Mahkemece öncelikle poliçe genel ve özel şartları incelenerek aksine bir durum bulunup bulunmadığı üzerinde durularak davacının davalı şirkete başvuru tarihi tespit edilerek, temerrüt faizine hükmedilmek gerekirken olayda uygulama yeri bulunmayan KTK hükümlerine göre temerrüt faizinin başlangıcının belirlenmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy