(6762 S. K. m. 1281) (Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları C.2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 02.06.2004 tarih ve 2002/75 - 2004/325 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi R.Ö. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı şirketçe kasko sigortasının yapıldığını, aracın kaza yapması sonucunda poliçe ile teminat altına alınan zararının tazmin edilmediğini ileri sürerek, 5.850.846.340.-TL'nın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, aracın kiralama şirketinde kiralık olarak kullanılması nedeniyle teminat dışı olduğunu, teminatın da iade edilmeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, aracın kiralandığının somut delillerle ispatlanamadığı, sözleşmenin feshedilmediği ve prim iadesi olmaksızın poliçenin iptalinin şartları oluşmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve 5.160.000.000.-TL'nın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kasko sigortası sözleşmesine dayalı, tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davacıya ait aracın, dava dışı sürücüye kiralık olarak verildiği somut delillerle ispat edilemediği kabul edilerek, yazılı şekilde karar verilmiştir.
TTK'nun 1281'inci maddesine göre, hasarın teminat dışı olduğunun ispatı davalı sigortaya düşmektedir. Buna göre dosya kapsamı ve toplanan delillere göre, aracın kiraya verildiğinin somut delillerle ispat edilemediğinin kabulü mümkün değildir.
Tanık olarak dinlenen sürücü T., duruşmadaki beyanlarında, aracı aile dostu olduğunu iddia ettiği davacıdan istediğini ve aldığını söylediği halde, hemen sonra sorulduğunda davacının kocasından aldığını söylemiştir. Sürücünün davalı sigortaya sunduğu 23.03.2001 tarihli dilekçesinde, aracı davacıdan aldığını ve aile dostu olduğunu belirtmediği gibi, "kiralama şirketi sahibi olan S'nin eşi A:ya ait olan vasıtanın hasarlanmasına sebep olduğu" şeklinde beyanda bulunmuştur. Bu tanığın beyanları ile davalı sigortadan bağımsız ve serbest çalışan sigorta eksperinin tanık olarak duruşmada alınan beyanları birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu aracın, davacının kocasına ait kiralama şirketince kiraya verildiğinin kabulü gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan, sigorta poliçesinde atıfta bulunulan Kasko Sigortası Genel Şartlarının C.2.2'nci maddesi ve bendine göre, sigorta sözleşmesinin geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermek de mümkün değildir. Kasko sigortası genel şartlarında, özel aracın sigortacının bilgisi dışında ticari olarak kullanılması teminat dışı bir hal olarak düzenlenmemiştir. Bu maddenin amacı, sigorta primini yükseltmeyi amaçlamaktadır.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, sigorta tarafından durumun öğrenilmesinden sonra sözleşme feshedilmediğine göre, tahakkuk ettirilen prim ile aracın kiralama şirketince kullanılacağının bilinmesi durumunda ödenmesi gereken prim arasındaki oran belirlenerek, bu orana göre hasardan indirim yapılarak, bir anlamda proporsiyon indirimi yapılarak sigortaca ödenmesi gereken miktar bulunup, buna göre karar vermektir.
O halde mahkemece, açıklanan hususta hesaplama yapılmak üzere, ek rapor ya da yeni bir rapor alınarak, sonucuna göre karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın, davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.07.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy