(1086 S. K. m. 275, 283, 284, 286)
Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye 1. Ticaret Mahkemesince verilen 31.03.2004 tarih ve 2001/874 - 2004/97 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından, istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin, davalı Geleceğin Sigortası % 95 kar paylı hayat sigortası yaptırmak Hastalık ve Kaza sonucu tam maluliyet teminatını da ilave ettirdiğini, 2000 yılında kansere zemin olmaya alt yapısı tamamlanmış iç meme dokusu saptanarak iki memesinin de operasyonla alındığını, olay tarihinde 39 yaşında ve evli olan müvekkilinin kadınlık görevini yapamaz hale geldiğini ve çocuk yapma ve besleme olanağından mahrum kaldığını, bu olguları daimi organ maluliyeti olduğunu davalının ödemeye yanaşmadığını ileri sürerek, şimdilik 10.000.000.000 lira tazminatın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kalıcı maluliyet bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bir kısım bilirkişi raporları davacının maluliyetinin bulunduğunu bildirmiş iseler de, 21.01.2004 tarihli Adli Tıp raporuna göre, davacının sosyal sigortalara sağlık işletmeleri tüzüğü hükümleri karşısında, fonksiyonel araz bırakmadan iyileştiği ve bir maluliyetinin bulunmadığı, teminat altına alınan kloz koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, hayat sigorta poliçesine dayanılarak açılmış sigorta bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, poliçe üzerinde yazılı hastalık ve kaza sonucu tam maluliyet klozunun kapsamından ne anlaşılması gerektiği noktasında toplanmaktadır.
Poliçe ekindeki özel şartlarda kaza, ani ve harici bir olayın tesiri ile sigortalının iradesi dışında kalan ve kaçınılması mümkün olmayan olay ve olaylardır şeklinde tanımlanmıştır. Davacının, iki memesinin konulan kanser teşhisi üzerine tamamen alındığı dosya kapsamı ile sabit olup, kaza sonucu olmasa da hastalık sonucu operasyon geçirmiştir. Tam veya kısmi maluliyet, aynı özel şartlarda, sigortalının maruz kalacağı bedeni sakatlık hali, olarak tanımlandıktan sonra, Daimi maluliyet nispetlerinin tayininde sigortalının meslek ve sanatı nazara alınmaz. Bir uzvun veya bir uzuv kısmının kaybı tabiri, o uzvun veya uzuv kısmının kat'i ve mutlak surette vazife görememesini ve kullanılamamasını ifade eder. Cetvelde bulunmayan maluliyet oranı, yazılı olanlara kıyasen belirlenir hükümlerine yer verilmiştir.
Mahkemece, hükme esas alınmayan raporlardan ilkinde, hastalık; ikincisinde kaza kavramından yola çıkılmış, davalının ödeme yapması gerektiği sonucuna varılmıştır. Mahkemece, özel şartlarda yer alan hükme aykırı olarak, meslek ve sanatının nazara alındığı kıstasa göre sonuca varan Adli tıp raporu da değerlendirilerek, kloz koşullarının oluşmadığı sonucuna re'sen varılmıştır. Oysa, HUMK'nun 286 ncı maddesinde belirtilen bilirkişinin rey ve mütaalasının hakimi bağlamayacağı hükmü, hakimin bilirkişi raporunu serbestçe takdir edeceği, bilirkişi raporunu yeteri derecede kanaat verici bulmazsa bilirkişiden ek rapor (HUMK 283.md.) alabileceği veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabileceği (HUMK 284.md.) şeklinde anlaşılmalıdır. Yoksa, hakimin bir kez HUMK. nun 275 nci maddesi muvacehesinde bilirkişiye gittikten sonra bundan dönerek uyuşmazlığın çözümünün hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki ve mesleki bilgi ile çözümlenebileceği kabul edilemez.
Bu durumda, mahkemece, uyuşmazlığın tıbbi yönü ile ilgili uzman bir bilirkişinin de içinde bulunduğu yeni bir bilirkişi kurulu oluşturularak, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, denetime elverişli rapor alınması, sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı gerekçelerle, sözleşme hükmüne aykırı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy