(6762 S. K. m. 309, 469/2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Cihanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16.07.2004 tarih ve 2003/1037-2004/602 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 15.02.2005 günde davacı avukatı Ali Rıza Uca ile davalılar avukatı Hüseyin Soydan gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili müvekkilinin % 38 pay sahibi olduğu davalı Cihan-Kur İnş.San.ve Tic.A.Ş.'nin sermayesinin 5 milyar TL'den 50 milyar TL'na çıkarıldığını, artırılan sermayede rüçhan hakkını kullandığını, süresi içinde rüçhan hakkı kullanılmayan 3.146.666 adet hisse senedinin satışı için yapılan ilan üzerine nominal değerini yatırıp bu payları da almak istediğini, ancak davalı şirketin görevlilerinin şirket merkezinde bulunmamaları nedeniyle iştirak taahhütnamesi imzalanmadığını, daha sonra temin edilerek taahhütnamenin imzalanmasına rağmen anılan pay hisselerinin davalı şirketlerin hakim ortağı olan yöneticilerin davalı Cihan Pazarlama A.Ş.ne satıldığını, iki şirketin yöneticilerinin yakın akraba ve aynı kişiler olmaları nedeniyle hukuka aykırı keyfi tutum ve davranışlar ile hisse senetlerini müvekkiline ve diğer ortaklara satmayıp kendi pay durumlarını güçlendirdiklerini ileri sürerek 3.146.666 adet hissenin maliyetinin müvekkiline aidiyetinin tespiti ve pay senetlerinin teslimine davalı Cihan Pazarlama A.Ş.'ye satılmış ise satışa ilişkin yönetim kurulu kararının iptali ile bu davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine ve şirket pay defterine kaydına karar verilmesini istemiştir.
Davalı Cihan Pazarlama A.Ş. diğer davalının satışa çıkardığı hisse senetlerinin bedelini ödeyerek iştirak taahhütnamesi imzalayarak satın aldığını, kendisine husumet düşmeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Cihan-Kur A.Ş. şirketinin halka açık ve Sermaye Piyasası Kanunu'na tabi bir şirket olduğunu, sermaye artırımı konusunda SPK mevzuatı çerçevesinde gerekli izinlerin alınıp prosedüre uyularak rüçhan hakkı kullanılmayan artırılan sermaye ortağı hisse senetlerinin diğer davalıya usulüne uygun olarak satıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre artırılan sermayeden rüçhan hakkının kullanılmasından sonra kalan hisselerin ne suretle ve kimlere satılacağı konusunda yönetim kurulunun yetkili olduğunu ve 26.02.2003 tarihinde yönetim kuruluna artan hisselerin davalı Cihan Pazarlama A.Ş.'ne satıldığı, davacının bu hisseleri almak amacıyla parayı yatırmış olmasının kendisine bir hak doğurmayacağı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı Cihan-Kur A.Ş.'nin sermaye artırımı soncunda artırılan sermayeden ortakların önalım (rüçhan) haklarını kullanmalarından sonra artan ve halka arz suretiyle satılan payların öncelikli alım hakkının davacılara ait olduğu iddiasına dayalı tespit ve pay defterine tescil istemine ilişkindir. Şirketin artırılan sermayesinin ortaklarca kullanılan rüçhan hakları dışında kalan ve rüçhan hakkı kullanılmayan payların satışı açısından SPK'na müracaat edilmiş olması nedeniyle, SPK mevzuatı ve kurul tebliğlerine göre diğer davalı Cihan Pazarlama A.Ş.'ye satımın doğru olup olmadığı, uyuşmazlığın çözüm noktasını oluşturmaktadır. Davalı şirket artırılan sermaye tutarının rüçhan haklarının kullanılması sonucunda arta kalan ve rüçhan hakkı kullanılmayan miktarı için SPK ve Kurulun tebliğlerine göre satış yoluna gitmiş, esasen şirketin SPK'na tabi olmadığını esas sermaye sistemine tabi olması nedeniyle artık sermayenin satışında yönetim kurulunun yetkili olduğunu savunmuştur. Ancak, artan sermayeden önalım hakkı kullanılmayan kısım için SPK düzenlemelerine göre satış yöntemine gidildiğine göre, satışın ilgili mevzuat ve tebliğ hükümlerine uygun olarak yapılması gerekmektedir.
O halde mahkemece, dava konusu edilen payların satışı sırasında uygulanması gereken SPK tebliğlerinin dosyaya getirtilerek incelenmesi ve aralarında SPK uzmanları bulunan bilirkişi kurulu oluşturularak satış işlemlerinin mevzuat ve tebliğ hükümlerine uygun olup olmadığı ve öncelik hakkının kimde olduğunun belirlenmesi ile sonucuna göre karar verilmesi gerekir iken, somut olaya uygun düşmeyen Dairemizin kararı esas alınarak yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 400.-YTL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy