(1163 S. K. m. 98) (6762 S. K. m. 341) (1086 S. K. m. 39, 40)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Fethiye Asliye 1.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 09.03.2004 tarih ve 1998/132-2004/221 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi D. B. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların, müvekkili kooperatifin yöneticileri olup, yaptıkları iş ve eylemlerden dolayı kooperatifi zarara uğrattıklarını, davalı S. N.'nın S. S.'a avans vermiş gibi gösterip 955.000.000.-TL.'sını, H. G.'e 586.482.000.-TL'sını avans vermiş gibi gösterip zimmetine geçirdiğini, Fethiye Topraklık Şubesinden alının 1.213.000.000.-TL bedelli teminat mektubunu zamanında ödemeyip icra sonucu 1.450.000.000.-TL olarak ödenmesi nedeniyle kooperatifi zarara uğrattığını, Denizli Çameli Orman İşletmesi'nden alınacak mala karşılık yatırılan 196.978.000.-TL'sı teminatın yakılmasına sebep olunduğunu, 374.760.metre küp odunu satıp-saklayıp yok ettiğini, orman işletmesinden KDV.ni peşin almasına rağmen zamanında yatırmayarak 592.849.000.-TL gecikme cezası oluşumuna neden olduğunu, davalılar aleyhine ceza davası açıldığını, davanın derdest olduğunu, ileri sürerek, 6.939.083.000.-TL'sının davalılardan müteselsilen faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Davalılar ayrı ayrı davanın reddini talep etmişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamından davalıların zimmet suçundan beraat ettikleri ve Ağır Ceza Mahkemesi'nde alınan bilirkişi raporuna göre davalıların kooperatifi zarara uğrattıkları hususunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, davacı kooperatifin eski yöneticileri olan davalıların eylemlerinden dolayı kooperatifin uğradığı zararın tazmini istemine ilişkindir. Kooperatif Kanunu'nun 98.'nci madde hükmünün yollaması ile TTK.'nun 341.'nci maddesi uyarınca yöneticiler aleyhine sorumluluk davası açılabilmesi için, genel kuruldan izin alınarak denetçiler tarafından davanın açılması gerekir. Bu kurala uyulmayarak dava açılmış ise, HUMK.'nun 39-40.'ncı maddeleri hükümlerine göre uygun süre verilerek söz konusu eksiklik tamamlanır ve hasıl olacak sonuca göre hüküm verilir. Somut olayda, dava, kooperatif yönetim kurulu üyelerinin verdiği vekaletnameye dayalı olarak açılmış olup, dava henüz dinlenebilir halde değildir. Bu durumda mahkemece, yukarıda anılan yasa hükümleri gereğince, bu davanın açılmasına izin veya icazet verilmesi hakkında genel kurulun ve denetçilerin karar ve muvafakatinin alınması ve vekaletnamesinin ibrazı amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, usulü noksanlık bu şekilde yerine getirildikten sonra işin esasına girilerek, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde belirtilen eksiklik hakkında işlem yapılmaksızın işin esasına girilerek hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy