(3167 S. K. m. 4)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 13.05.2004 tarih ve 2002/32 - 2004/259 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 18.10.2005 günde davacı avukatı M. B. Çatalbaş gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi A. Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin hamili olduğu çek için davalı bankaca keşideci hesabı açısından çek bedeli kadar bloke kaydı konulduğunu ve bilahare ibrazında ise çek hesabının müsait olmadığı şerhi verildiğini, keşideci aleyhine girişilen takipte alacağın tahsil edilemediğini, bankanın çek arkasına koyduğu bloke kaydı nedeniyle çek bedelinden sorumluluğu bulunduğunu ileri sürerek, çek arkasındaki bloke kaydının davalı bankaya ait olduğunun ve ödeme hususunda bankanın sorumlu bulunduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, çek arkasındaki bloke kaydına ilişkin imzaların müvekkili bankanın çalışanlarına ait olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporlarına göre çek arkasındaki bloke kaydına ilişkin imzaların banka görevlilerine ait olmadığı ve bu nedenle kaydın banka açısından sorumluluk doğurmadığı gibi, çekin süresinde bankaya ibraz edilip edilmediğinin de belirlenemediği, bu nedenle davacının kambiyo hukukundan doğan müracaat hakkının düştüğünün kabulü gerektiği, bu durumda da bloke kaydının geçerliliğini yitirdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava dilekçesinde, davalı bankanın çek arkasına bloke kaydı koyduğunun ve anılan kayıt nedeniyle bankanın çek bedelinden sorumlu olduğunun tespiti istenmiştir. İstem, bir eda içermemektedir. Davacının mahkemeden alacağı tespit ilamı ile infaz edebileceği herhangi bir husus söz konusu olmadığından doğrudan eda davası açılması gerektiği hallerde tespit davasında hukuki yarar söz konusu olmaz. O halde mahkemece davanın bu nedenle reddine karar vermek gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddedilmesi doğru değil ise de, sonucu itibariyle doğru kararın HUMK. nun 438/son maddesi gereğince kararın değişik gerekçeyle onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın HUMK. nun 438/son maddesi gereğince ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.10 YTL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 27.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy