(6762 S. K. m. 1301) (818 S. K. m. 60)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 11. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 22.05.2003 tarih ve 2002/298-2003/379 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili nezdinde işyeri paket sigorta poliçesiyle sigortalı işyerinin, tavan arasından geçen binaya ait su borusundan 24.04.2000 günü yağan yoğun yağış arka sokak kanalizasyonundan taşarak bina logarından geri tepmesi sonucu işyerindeki emtianın hasarlandığını, hasar bedelinin sigorta ettirene ödendiğini, davalının kusurunun bulunduğunu iddia ederek, 4.650.173.000 TL.nin rücuan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, idare mahkemelerinin görevli olduğunu, istemin zamanaşımına uğradığını, idarenin bir kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davada adli yargının görevli olduğu, davanın daha önce İdare Mahkemesi'nde ve Ankara 32. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2001/692 esasında temsilcide yanılgıya düşülerek Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı aleyhine açılması karşısında zamanaşımına uğramadığı, davalının kusuru ile sigortalı iş yerinde zarar meydana geldiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 4.650.175.000 TL.nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalının özel hukuk hükümlerine göre faaliyette bulunmak üzere kurulmuş, tacir sıfatına sahip tüzel kişilik olmasına ve aleyhine açılan tazminat davasının adli yargıya dahil mahkemede görülmesinde bir yanlışlık bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bentlerin kapsamları dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, iş yeri paket sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda davalı vekili zamanaşımı def'inde bulunmuştur. Mahkemece, davacı tarafça temsilde hata yapılarak daha önce Ankara 3.İdare Mahkemesi ve Ankara 32.Asliye Hukuk Mahkemesinde davalar açıldığı gerekçesiyle zamanaşımı def'inin reddine karar verilmiştir. Ancak, mahkeme gerekçesinde bahsedilen davalar ayrı bir tüzel kişilik olan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı aleyhine açılmış olup, yanlış kişiye dava açılmasının temsilcide hata olarak değerlendirilmesi doğru değildir. Davacı, davasını TTK.nun 1301 nci maddesinde düzenlenen halefiyet hakkına dayandırmıştır. Sigortacının halefiyete dayalı açacağı davalarda zamanaşımı, 17.01.1972 tarih ve E.1972/2, K.1972/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, zarara sebebiyet veren aleyhine sigorta ettirenin açabileceği davanın zamanaşımı süresine tabi olacaktır. Dava, davalıya ait kanalizasyonun taşarak geri tepmesi sonucu sigortalı iş yerinde hasar meydana geldiği iddiasıyla açılmış, hukuki niteliği itibariyle haksız fiile dayalı tazminat istemine ilişkindir. O halde, yanlış hasma dava açılmasının zamanaşımını kesmeyeceği, talebin haksız fiile dayalı olduğu dikkate alınarak davalının zamanaşımı def'inin değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle reddi yanlış olmuştur.
3- Ayrıca, haksız fiilin unsurlarından biri de kusurlu davranış ile zarar arasında illiyet bağının varlığıdır. Davacı, zararın yanında, davalının kusurunu da ispat etmek zorundadır. Zararın, davalının eyleminden kaynaklandığı iddia edilmesine göre, bu yönde hiçbir inceleme yapılmadan, ekspertiz raporuna atfen düzenlenmiş, mali müşavir bilirkişiden alınan rapora itibar edilerek hüküm kurulması da yanlış olmuştur.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) ve ( 3 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile, kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy