(6762 S. K. m. 1301) (2918 S. K. m. 107)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 11.03.2004 tarih ve 2002/998 - 2004/126 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacının TTK.nun 1301 nci maddesi hükmüne dayalı olarak davalı taraf aleyhine açtığı rücu davası sonucunda mahkemece davanın reddine dair tesis edilen hüküm,davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigortasından kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalıların işleteni ve trafik sigortacısı oldukları 48 EA 900 plakalı aracın, müvekkiline kasko sigorta poliçesiyle sigortalı araca zarar verdiğini ileri sürmüş, daha sonra da davalı sigorta şirketi hakkındaki davadan feragat etmiştir. Davalı işleten vekili, müvekkilinin kusurunun olmadığını, evinin önüne park edilerek bırakılan aracının çalındığını, kazanın hırsız kullanımında meydana geldiğini savunmuştur. Davalıların sorumlu bulunduğu aracın, olay yerinden ayrılan sürücüsü kullanımındayken sigortalı ve başka araçlara çarptığı, hemen sonra terk edildiği, zabıta tarafından davalı işletene teslim edildiği, olaydan dolayı davalı işletenin ifade verdiği uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki çekişme, meydana gelen hasardan işletenin sorumlu olup olmadığı noktasındadır. KTK.nun 107 nci maddesinde işletenin kendisinin veya eylemlerden sorumlu olduğu kişilerden birinin, aracın çalınmasında veya gasp edilmesinde kusurlu olmadığını ispat etmesi halinde meydana gelen hasardan sorumlu olmayacağı hükme bağlanmıştır. Maddenin düzenlenmesinden açıkça anlaşılacağı üzere, aracının izinsiz kullanılmasını önlemek bakımından gerekli bütün dikkat ve özeni göstermek zorunda olan işleten, sorumluluğunun kalkması için, çalınma veya gasp edilme eyleminin gerçekleştiğinin yanında bu olayda hiçbir kusurunun bulunmadığını da ispat etmek zorundadır. Başka bir anlatımla aracın çalınmış olması tek başına işletenin sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. O halde, davalı işletenin hırsızlığın meydana gelmesinde bir kusurunun olup olmadığı olgusu üzerinde durulmadan, anılan husus karar yerinde de tartışılıp değerlendirilmeden yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy