(1086 S. K. m. 193) (7201 S. K. m. 17)
Dava: Davacılar vekili, müvekkili Ö.T. ile davalının davacı şirketin 10 yıllık ortakları iken 18.11.2000 tarihinde yaptıkları anlaşma ve aynı tarihli hisse devir anlaşmasıyla ortaklıklarına son verdiklerini, davalının, hisse devir anlaşmasının Türkiye'de 18 ay boyunca işyeri kullanarak halı ticareti yapma yasağına ilişkin 5.2. maddesi ile şirkete zarar verebilecek davranışlardan korunma yasağına ilişkin 5.3. maddesini ihlal ettiğinden aynı anlaşmanın 7. maddesi gereğince cezai şart ödemesi gerektiğini, bu nedenle anlaşma gereği davalıya verilen 30.11.2001 ve 31.05.2002 vade tarihli ve 50.000 USD bedelli iki adet bono nedeniyle müvekkillerinin borçlu olmadığını ileri sürerek 100.000 USD cezai şartın davalıdan tahsiline ve bonoların cezai şart alacağı ile takas edilerek iptallerine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, hisse devir anlaşmasının 8. maddesine göre Ankara Mahkemelerinin yetkili olduğunu savunarak, yetkisizlik kararı verilmesini istemiştir.
Mahkemece verilen yetkisizlik kararı Dairemizce onanmasından sonra mahkemece, HUMK'nın 193/4. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra 10 gün içinde gönderme talebinde bulunulmadığı gerekçesiyle, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Karar: Uyuşmazlık, yetkisizlik kararı ürerine Dairemizce verilen onama kararının davacı vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediği ve dolayısıyla HUMK'nın 193. maddesine uygun olarak işlem yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dairemizin onama ilamı davacı vekilinin işyeri adresine 20.01.2004 tarihinde babası Ö.Ş.'ye tebliğ edilmiştir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca, "Belli bir yerde meslek ve sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları takdirde, tebliğ aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine yapılır." Dolayısıyla ticarethane niteliğindeki Avukat yazıhanesinde Avukatın bulunmaması halinde tebligat ancak Avukatın daimi memur veya müstahdemine yapılması gerekmektedir. Somut olayda, davacının vekili olan Avukatın babasına yapılan tebligat anılan maddeye uygun bulunmadığından usulsüz bir tebligattır.
O halde, mahkemece, davacı vekiline usulüne uygun bir tebligat bulunmadığından davacı vekilinin 26.04.2004 tarihinde verdiği tahrik dilekçesinin HUMK'nın 193. maddesine uygun olduğunun kabulü ile işin esasına girilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy