(1086 S. K. m. 436)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Mersin Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 18.06.2004 gün ve 2003/69 - 2004/407 s. kararın Yargıtay'ca tetkiki duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 25.10.2005 tarihinde davacı avukatı Faruk Öztaş ile davalılardan Vasfiye Turay avukatı Mürsel Kaplan Sever gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve bütün belgeler okunarak incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı kooperatifin ortağı olan müvekkilinin bütün edimlerini yerine getirdiğini, hiçbir borcu olmadığı halde, kur'ada kendisine isabet eden konutun teslim edilip eksiklikleri tamamlanmış dairesi için tapu almayı beklerken, davalı kooperatifin onayı ile davalı arsa sahibi Mustafa Yıldız tarafından muvazaalı olarak davalı Vicdan'a satıldığını öğrendiğini ileri sürerek, taşınmazın tapusunun iptali ve davacı adına tapuya yazımına karar verilmesini istemiştir.
Davalı kooperatif vekili kooperatifçe yaptırılan konutların bir kısmının ferdileşme sırasında eski yöneticiler tarafından tapularının ortaklar yerine arsa sahiplerine verildiğini, husumetin ibra edilmeyen eski yöneticilere yöneltilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Mustafa Yıldız yanıt vermemiştir.
Davalı Vasfiye vekili, taşınmazın tapu malikinden satın alındığını tapuya güvene dayalı işlem sebebiyle müvekkilinin iyiniyetinin korunması gerektiğini, kooperatif ve üyesi arasındaki ilişkinin müvekkilini ilgilendirmeyeceğini, dairenin boş olarak satın alındığını, davacının 1998 gününden sonra pay devretmek suretiyle ortak olduğunu, bu tarihten önce taşınmazın davalı Mustafa'ya ilişkin olduğunu tapudan öğrenilebileceğini, muvazaa iddiasının samimi olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar, tanık anlatımları ve bilirkişi raporuna göre, davacının, davalı kooperatif ortağı iken 13.03.2001 günlü kur'ada dava konusu taşınmazın kendisine isabet ettiği, kooperatifçe 20.03.2002 gününde yazılan yazı ile de davacının borcu bulunmadığının bildirildiği, 17.12.1997 gün ve 4591 yevmiye numaralı ve 25.09.1998 gün ve 26549 numaralı kat irtifakı tablosuna göre dava konusu J Blok 22 no.lu dairenin davalı kooperatif adına kayıtlı iken, akit tablosu ile aynı konutun davalı Mustafa Yıldız adına ve 13.06.2002 gününde de satış suretiyle sair davalı Vasfiye adına tescil edildiği, bu hale göre kooperatif yetkililerinin ve bağlı edilen birliğin kur'a dışı işlem yaparak kooperatif adına tescil edilmesi gereken taşınmazı Vasfiye adına doğrudan satış göstererek tapu tesis ettirdikleri, taşınmazın satışı için kooperatifçe alınmış bir karar bulunmadığı, davacının kooperatif ortağı olması sebebiyle kur'a sonucunda kendisine isabet eden dairenin sahibi olarak bir kısım eksikliklerini tamamladığı ve 2001 yılında kiraya verdiği, davalı Vasfiye'nin ise dava konusu daire ile birlikte 8 adet daireyi salın almış göründüğü, satış bedelinin daire başına 3 milyar TL olarak gösterildiği buna rağmen gerçekte satış tarihi itibarıyla 25 milyar TL olarak belirlendiği, davalının anılan daireyi görmeden satın aldığı ve bu durumun yaşamın doğal akışına uygun düşmediği arsa sahipleri ile kooperatifin eski başkanı ve halen ağır ceza mahkemesinde gıyabi tutuklu olarak yargılanan Hüseyin Alp arasında imzalanan arsa karşılığı inşaat sözleşmesi keza Hüseyin ile üst birlik ve üst birlik ile de davalı kooperatifçe imzalanan sözleşmeler gereğince dava konusu taşınmazda arsa sahiplerinin herhangi bir tasarruf hakkı olmadığı, buna rağmen arsa sahibi Mustafa'nın satış işleminin sahih bir temele dayanmadığı, davalı Vasfiye'nin iyiniyetli olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı Vasfiye vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı Vasfiye vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerden dolayı, davalı Vasfiye vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir edilen 400.-YTL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 1.013.50 YTL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 27.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy