(6762 S. K. m. 1301) (2918 S. K. m. 83) (1086 S. K. m. 275, 276)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Iğdır Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.05.2004 tarih ve 2002/916 - 2004/530 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deyiş Cesur tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekilinin, TTK. nun 1301 nci maddesi hükmüne dayalı olarak davalı aleyhine açtığı rücu davası sonunda mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1) Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, kaza tespit tutanağında, davalıya ait araç sürücüsünün manevraları düzenleyen genel şartlara uymama nedeniyle %100 kusurla kazaya neden olduğu, davacıya sigortalı araç sürücüsünün ise kusursuz olduğu belirtilmiştir. 2918 Sayılı KTK. nun 83 ncü maddesi gereğince Trafik kazalarına; a) Adli yönden gereği yapılmak üzere mahalli genel zabıtaca, b) Kazanın oluş nedenlerini, iz ve delillerini belirleyerek trafik kaza tespit tutanağı düzenlemek üzere de trafik zabıtasınca el konulur. Anılan hükümde de belirtildiği gibi trafik kaza tespit tutanağı ile olayın meydana geliş şekli, yol ve hava şartları, motorlu araçların seyir şekilleri ve teknik özellikleri gibi olayın meydana gelişinde araçların kusur derecelerini tayine yarayacak vakıaları tespit edilir. Bu tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir. Meydana gelen bir trafik kazasına görevi gereği el koyan trafik polisinin kusur derecesi tespit ve tayini kendiliğinden üstlenilmiş bir bilirkişilikten öteye gidemez. Hasara ilişkin olarak dosyada mevcut ekspertiz raporu da tarafları bağlayıcı nitelikte değildir. Bilindiği gibi HUMK. 276 ncı maddesi ne şekilde bilirkişi seçileceğini hükme bağlamış bulunmaktadır. Usulün bu hükmüne uygun bir şekilde kendisine bilirkişilik görevi verilmemiş olan bir kimsenin hasar ve kusur derecesini tayin eden raporu, bilirkişi raporu olarak ele alınıp tazminat miktarına dayanak yapılamaz. Davalı vekili, davanın reddini istediğine göre, mahkemece HUMK 275 ve müteakip maddeleri gereğince seçilecek uzman bilirkişi aracılığıyla tarafların kusur dereceleri ile dava konusu aracın hasar durumunun tespiti ile sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı olduğu şekilde kaza tespit raporundaki kusur oranına ve ekspertiz raporundaki hasar miktarına dayanılarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2) Bozma neden ve şekline göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy