(1163 S. K. m. 16)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 3.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 03.04.2003 tarih ve 2000/1360-2003/375 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı iken 18.03.1998 tarihinde ortaklıktan ihraç edildiğini, ihraç kararının iptali için dava açıldığını, dava devam ederken tarafların anlaşıp, kooperatif yetkilisine 28.06.1998 tarihinde 25.09.1998 ve 25.10.1998 tarihli birer milyar bedelli çek verildiğini ve çeklerin tahsil edildiğini, bu ödeme ile ihraç kararının otomatikman kalktığını, açılan davanın da müracaata bırakıldığını, bundan sonra ihraç kararı verilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek, yoklukla malul olan ihraç kararının iptaline ve üyeliğin devam ettiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının ihraç kararından sonra üç ay hak ve yükümlülükleri devam ettiği için ödemelerin kabul edildiğini, ihraç kararının iptali için açtığı davayı da müracaata bıraktığını, ihraç kararının usulüne uygun olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, ihraç kararından sonra davacının genel kurula çağrıldığı ve yapılan ödemelerin kabul edildiği gerekçesiyle, davacının üyeliğinin devam ettiğinin davalı kooperatif tarafından benimsendiği kabul edilmiştir.
Oysa, 1163 Sayılı Kooperatifler Kanununun 3476 S.K. ile değişik 16/son maddesine göre haklarındaki çıkarma kararı kesinleşmeyen ortakların ortaklık hak ve yükümlülükleri, çıkarılma kararı kesinleşinceye kadar devam eder. Bir başka deyişle hakkında çıkarma kararı henüz kesinleşmemiş olan ortak, diğer ortaklarla eşit hak ve yükümlülüklere sahiptir.
Bu durumda somut olayda, hakkındaki ihraç kararı henüz kesinleşmemiş olan davacının yapılan genel kurullara çağrılması, katılması ve yapacağı ödemelerin kabul edilmesi ihraçtan vazgeçildiği anlamına gelmemektedir. Bir başka deyişle; davacının İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı ihraç kararının iptali davası devam ederken davalı kooperatife verdiği 25.09.1998 ve 25.10.1998 tarihli çeklerin tahsil edilmiş olması davacının kooperatife olan borçlarını sona erdirmez. Kaldı ki, dosya kapsamından davacının aidat borcunu ödemediği ve aidat borcunu ödemek için tevdi mahalli tayin ettirmediği de anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy