(6762 S. K. m. 56) (556 S. KHK. m. 71)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İskenderun Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 05.04.2004 tarih ve 2000/693-2004/157 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, çimento, hazır beton ve çeşitli yapı malzemeleri üreten müvekkili şirketin, bu işlerde ustalık yapan davalıya, ustaları bayi yapma politikası güden müvekkili şirketin, yapı malzemesi satmaya başladığını, ancak teminat mektubu vermeyince bayi alamadığını, satın almış olduğu su izolasyon malzemelerini kullanma talimatına uygun kullanmayan davalı yüzünden, müvekkili şirketin, gelen şikayet başvuruları nedeniyle itibar kaybına uğradığını, davalının uyarıldığını, bayi olamayan davalının mal alamamasından sonra, müvekkili şirketin malzemelerini kötülemeye başladığını, yerel TV kanalında müvekkilinin markasını ve unvanını kullanarak bayisi imiş gibi reklam verdiğini, işyerine bayilik tabelası astığını, el ilanları ve kartvizit bastırdığını, müvekkili şirket aleyhine malzemelerin kötü ve bozuk olduğuna ilişkin söylentiler yaydığını, davalının ihtar ile uyarıldığı halde eylemlerine devam ettiğini, ileri sürerek, davalının müvekkili şirketin unvan ve markasını kullanımının ve haksız rekabetinin yasaklanmasına, önlenmesine, şimdilik 5.000.000.000.-TL müspet ve menfi zararın, 1.000.000.000.-TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, asıl davanın reddini istemiş, açtığı birleşen davada ise çatı izolasyon ve dış cephe kaplama ve boyama işleri yapan müvekkilinin, asıl davacının ürettiği malzemenin tanıtımı ve uygulamasını üstlendiğini, malzemenin izolasyon işlerine uygun olmadığını tespit ettirdiklerini, müşterilerin ödedikleri bedeli geri istediklerini ileri sürerek, müvekkilinin davalı yana ödediği malzeme bedeli, işçilik, nakliye ve müşterilerine iade ettiği bedel nedeniyle yoksun kaldığı toplam 30.000.000.000.-TL maddi zarar ile üretimlerin ayıplı olması sonucu müvekkilinin kaybettiği itibar sonucu uğradığı manevi zarar olmak üzere toplam 40.000.000.000. TL'nin temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davacı-davalı şirket vekili, birleşen davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve alınan ve benimsenen 09.01.2004 tarihli bilirkişi kurulu raporuna göre, asıl davalı tarafın haksız rekabetinin bulunmadığı, asıl davacının ürettiği malzemelerin evsafa uygun bulunmadığı hususunda bir kanaat oluşmadığı gerekçesiyle, her iki davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalının, davacının unvan ve markasını kullanımının ve haksız rekabetinin tespiti ve bunun sonuçlarının hüküm altına alınmasına, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Tarafların iddia ve savunması dikkate alındığında, uyuşmazlığa 556 sayılı KHK.'nin hükümlerinin de uygulanması gerekmektedir.
Haksız rekabet davaları T.T.K.'nun 56.'ncı vd. maddelerinde düzenlenmiş olup, bu maddelerden doğacak uyuşmazlıklar genel mahkemelerde görülebileceği halde, 556 Sayılı Markalar Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin uygulanmasından doğacak uyuşmazlıklar anılan kararnamenin 71.'nci maddesine göre ihtisas mahkemelerinde görülmesi gerekecektir. Bu itibarla, davacı marka hakkına da dayanmış bulunmasına göre, bu konudaki delillerin taktirinin ihtisas mahkemesine ait olacağı kuşkusuzdur.
5846 sayılı kanun ile 551, 554, 555, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerden kaynaklanan hukuk davaları için ve Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi kurulmayan yerlerde, bir ticaret mahkemesi varsa bu mahkemenin, birden fazla ticaret mahkemesi varsa eşit tevzi suretiyle ticaret mahkemelerinin, müstakil ticaret mahkemesi olmayıp, bir ve iki nolu asliye hukuk mahkemesi varsa 1 numaralı birden fazla asliye hukuk mahkemesi varsa 3 numaralı Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun, 20.11.2003 tarih ve 537 sayılı kararı ile görev konusunda düzenleme yapılmıştır. Ne var ki, dava sırasında, 556 sayılı KHK.'nin, 22.6.2004 tarih ve 5194 sayılı Yasa ile değiştirilen 71.'nci maddesi hükmüne göre, bu Kanun Hükmünde Kararnamede öngörülen davalarda görevli mahkemenin ihtisas mahkemeleri olduğu, bu mahkemelerin tek hakimli olarak görev yapacağı hükme bağlanmıştır. Ayrıca, bu mahkemelerden hangilerinin ihtisas mahkemeleri olarak görevlendirileceğini ve bu mahkemelerin yargı çevresini Adalet Bakanlığı'nın teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun belirleyeceği düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye uygun olarak, mahkemenin kararından sonra, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun, 16.09.2004 tarih ve 396 sayılı kararı ve daha sonra alınan ve halen yürürlükte olan 24.3.2005 tarih ve 188 sayılı kararı ile anılan Kanun Hükmünde Kararnamelere ilişkin davalar bakımından, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi kurulmayan yerlerde, Asliye Ticaret Mahkemesi kurulmuş olup olmamasına bakılmaksızın, bir ya da iki asliye hukuk mahkemesi olan yerlerde bir numaralı asliye hukuk mahkemesi, ikiden fazla asliye hukuk mahkemesi olan yerlerde 3 numaralı Asliye Hukuk Mahkemesi görevlendirilmiş, bu mahkemelerin yargı çevresinin adli yargı adalet komisyonlarının merkez ve mülhakatları olan ilçeleri kapsadığı da belirtilmiştir.
Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenmiş olup, görev kuralları, kamu düzenine ilişkindir ve temyiz dahil, yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınır. İhtisas Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, görev ilişkisidir.
Bu durumda, temyize konu karardan sonra yürürlüğe giren göreve ilişkin açıklanan son düzenleme gereğince, kararın, mahkemece görevsizlik kararı verilmek üzere bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy