(556 S. KHK. m. 9, 61)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 01.06.2004 tarih ve 2003/830-2004/308 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlupınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin ayakkabı ve sandalet imalatı ile uğraştığını ve ürettiği mamüllerde Güçlü sözcüğünü bir unvan olarak kullandığını ve bu sözcüğü marka olarak da 29.01.1996 tarihinde tescil ettirdiğini, davalının müvekkilinin yaratmış olduğu müşteri çevresinden yararlanmak ve haksız menfaat sağlamak için kendi ürettiği mamullerde Üçlü sözcüğünü unvan olarak kullandığını ve davacıya ait markayı tanıtmaya yarayan logo ve şeklin dizayn olarak aynısını veya benzerini yaparak haksız rekabette bulunduğunu ileri sürerek, davalının müvekkilinin hem ticaret unvanında bulunan hem de marka olarak tescil ettirdiği Güçlü sözcüğüne atıfta bulunur şekilde Üçlü sözcüğünü kullanması ve aynı zamanda etiket ve ambalajlarında dahi müvekkiline ait logo ve şekillerin dizayn olarak benzer şekilde taklit edilmesi nedeniyle tecavüzün önlenmesi ile muarazanın kaldırılması, davalı emtialarının üretimine yarayan ve bu sözcük ile logoyu ihlal eden her türlü araç ve gereçlerle, pano, reklam ve ambalajların toplatılması ile imhasını, Üçlü sözcüğünün TPE nezdinde kayıtlı olması halinde terkinini, hüküm özetinin yayınlanmasını, davalının eylemi nedeniyle çekilen acı ve üzüntü nedeniyle 23.000.000.000 TL manevi ve 24.000.000.000 maddi olmak üzere, toplam 47.000.000.000 TL tazminatın davalıdan faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Güçlü ile Üçlü sözcükleri arasında gerek anlam, gerek telaffuz bakımından büyük fark olduğunu, bu nedenle iltibas oluşmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Güçlü sözcüğü ile Üçlü sözcüğünün bir biri ile karıştırılma riski olmayan çok farklı anlamları bulunduğu, bu farklılığın orta seviyedeki tüketiciler tarafından da algılanacağı, bu nedenle markalar arasındaki kısmi görsel ve işitsel benzerliğin ayırt edicilik üzerinde bir etkisinin olmayacağı ve markalarda kullanılan şekiller arasında kısmi bir benzerlik var ise de, sözcük kısmının şekilden daha baskın öneme sahip oluşu nedeniyle iltibas bulunmadığı kanaatiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, davacı adına tescilli marka ve ticari unvana yönelik davalı tecavüzün önlenmesi, mevcut hukuka aykırı durumun giderilmesine yönelik olarak verilmesi istenen kararlar ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Gerek tespit isteminde, gerekse açılan davada davalı yan olarak Üçlü Poliüretan Ayakkabı, Terlik, Taban İmalat ve Satışı gösterilmişse de bu adlandırma her hangi bir gerçek veya tüzel kişiliği belirtmemektedir. Oysa ki, taraf ehliyetini ilgilendiren bu hususun mahkemece kendiliğinden göz önüne alınması gerekmektedir. Nitekim, tespit dosyasında mevcut vekaletname incelendiğinde vekalet verenin Üçlü Poliüretan-Ziya Kale unvanlı firma adına Ziya Kale olduğu görülmekle dava edilenin esasında Üçlü Poliüretan adı altında ticari faaliyette bulunan gerçek kişi Ziya Kale olduğu anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, karar başlığının vekaletnamede yazılı şekilde düzeltilerek davalı yanın kararda doğru olarak gösterilmesi gerekirken, bu hususa uyulmamış olması doğru görülmediğinden, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Uyuşmazlığın esasına ilişkin olarak yapılan incelemede ise, dosyaya sunulan deliller ile tespit dosyasında yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu verilen rapor değerlendirildiğinde, davalının Üçlü markasının davacının tescilli markasına ait emtialarda kullanıldığı, davacıya ait marka ile görsel ve işitsel yönden benzer bulunduğu, tanıtım ve ambalajlarda marka ile birlikte kullanılan şekillerin de hiçbir zorunluluk bulunmaz iken birbirine benzerlik gösterdiği anlaşılmış olduğundan davacının Güçlü ve Şekilden oluşan tescilli markasının davalı tarafından aynı tür emtiada Üçlü ve Şekil markası olarak kullanılmak suretiyle tüketicileri yanıltacak düzeyde iltibasa yani aldatıcı benzerliğe neden olunduğu belirlenmiştir. Bu durum, tescilli markanın 556 sayılı KHK'nin 9/b maddesinde düzenlenen haksız kullanım tarzına uymakta olup, aynı zamanda anılan kararnamenin 61/a maddesi uyarınca marka hakkına tecavüz teşkil etmektedir. Bu itibarla mahkemece, davacının dilekçedeki istemlerinin incelenerek değerlendirilmesi gerekirken, sadece markalar arasında mevcut anlam farkından dolayı iltibasın gerçekleşmeyeceği yönünde dar kapsamlı bir yorumda bulunularak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş olup, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy