(818 S. K. m. 101, 104) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Yalova Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 07.07.2004 tarih ve 2004/996 - 2004/456 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 25.10.2005 günde davalı avukatı Hayrettin Özgen gelip, davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, şirket hisse devri sözleşmesi gereğince müvekkilinin edimini yerine getirdiğini, davalı tarafın ise borcunu ödemediğini, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile icra-inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, devir sözleşmesi gereği ödenmesi gereken bedelin davacıya ödendiğini, müvekkilinin bir borcu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, Başer Oto Alım Satım İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti.nin hissedarlarından olan davacı Kudret Er'in bu şirketteki hisselerini 24.04.2000 tarihinde 35.000.000.000.-TL nakit para karşılığında aynı şirkette hissedar olan davalı Akın Başkan'a devretmeyi taahhüt ettiği, aynı tarihte noterde hisse devir sözleşmesi yapıldığı, arkasından da davacıya ait hisselerin 04.05.2000 tarihinde davalı uhdesine geçtiği, 35.000.000.000.-TL.na karşılık davalının 3 adet toplam 22.000.000.000.-TL bedelli çek verdiği, bakiye 13.000.000.000.-TL yönünden davacıya borçlu olduğu, davalı tarafın bakiye 13.000.000.000.-TL.nı nakden ödediğini savunduğu, ancak bu konuda yazılı belge ibraz edemediği, davacı tarafın bakiye 13.000.000.000.-TL'den 3.000.000.000.-TL.nı nakden aldığını kabul ettiği, bakiye 10.000.000.000.-TL.nın ödenmesi konusunda davalı tarafın yemin teklifinden bulunmadığı, davacının davalıdan 10.000.000.000.-TL alacaklı olduğunun anlaşıldığı sonucuna varılarak, davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, icra-inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki (2) ve (3) numaralı bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, taraflar arasındaki limited şirket pay devri gereği ödenmesi gereken bedelin kısmen ödenmediği iddiasıyla, bakiye alacağın işlemiş faiziyle birlikte tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki imzası inkar edilmeyen 24.04.2000 tarihli adi yazılı sözleşmede, dava dışı limited şirketteki davalı hissesinin sözleşmede yazılı bedel karşılığı davacıya devrinin kararlaştırıldığı, bu sözleşme sonrası aynı gün, TTK.nun 520 nci maddesi hükmüne uygun olarak noterde pay devrine dair sözleşme yapıldığı taraflar arasında tartışmasızdır. Adi yazılı sözleşmenin 4. maddesinde davacıya ödenecek bedelin bir kısmı olarak 35.000.000.000.-TL'da kararlaştırılmış olup, bunun 25.000.000.000.-TL.lık kısmının ödendiği, kalan 10.000.000.000.-TL.lık kısmın ise ödenmediği iddiasıyla, bu bedelin işlemiş faiziyle birlikte tahsili amacıyla icra takibine girişilmiştir. Gerek adi yazılı sözleşmede, gerekse noter senedinde bedelin ödeme tarihi konusunda bir hüküm bulunmamaktadır. Davalının temerrüt tarihinin BK.nun 101 nci maddesi hükmüne göre belirlenerek, işlemiş faizin buna göre hesaplanması gerekmektedir. Mahkemece, dava konusu asıl alacağın ödenmesi konusunda BK.nun 101 nci maddesi gereğince davacı tarafından davalıya ihtarname gönderilip gönderilmediği, gönderilmemiş ise davacının icra takip tarihinden itibaren temerrüt faizi isteyebileceği gözetilerek, buna göre hüküm kurulması gerekirken, davalı tarafın icra takibinde işlemiş faize olan itirazının dikkate alınmaması doğru değildir.
2-Öte yandan; davacı, işlemiş faizle birlikte toplam 28.279.000.000.-TL alacağın, takip tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptalini istemiştir. Mahkemece, davalı tarafın icra takibine itirazının iptaline, icra takibinin devamına karar verilmiştir. Borçlar Kanunu'nun 104/son maddesinde yer alan, geçmiş günler faizinin ödenmesinde temerrüde düşen borçlu aleyhinde faiz yürütülemeyeceği (faize faiz yürütülemeyeceği) kuralına aykırı olarak, geçmiş günler faizine icra takip tarihinden itibaren tekrar faiz yürütür şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 400.00 YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy