(6762 S. K. m. 34, 382, 389, 390, 391)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 1.Ticaret Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 15.07.2004 tarih ve 2004/110 - 2004/303 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi P.Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, hasımsız olarak açtığı davada müvekkilinin ortağı bulunduğu T. Mesken A.Ş.nin 25.06.2002 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulunda alınan şirket sermayesinin artırımına ilişkin kararın imtiyazlı pay sahiplerinin yapacakları hususi toplantıda alınacak bir karar ile onaylanmadan ticaret siciline tescil ve ilan edildiğini, yapılan işlemin TTK'nun 389 ve 391 nci maddelerine aykırı olduğunu ileri sürerek, anılan olağanüstü genel kurulda alınan sermaye artırımı kararının tescil ve ilanına ilişkin işlemin iptali ile sicilden silinmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece hasımsız olarak yapılan yargılama sonucu davanın kabulüne dair verilen karar T. Mesken, Müh.ve Mim. Mesken Siteleri Tur. Tesisleri Tic. ve San. A.Ş.ne tebliğ edilmiş ve anılan şirket tarafından kararın temyiz edilmesi üzerine Dairemizce, taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esası hakkında karar verilmesi gerektiği belirtilerek yapılan bozma üzerine mahkemece bozma ilamına uyularak davacı vekili tarafından davalılar aleyhine 22.04.2004 tarihinde açılan dava ile bozmaya konu dava birleştirilerek yapılan yargılama sonucu, imtiyazlı pay sahipleri genel kurul toplantılarının 17.02.2004 tarihinde gerçekleştirilerek, 01.03.2004 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği, bu durumda bozma ilamında belirtilen şekilde davacı tarafından hasımlı olarak açılan davadan önce A ve B grubu imtiyazlı hisse senetleri genel kurul toplantılarının yasa ve ana sözleşme hükümlerine uygun olarak yapıldığı ve tescil işleminin de aynı şekilde yerine getirildiği, birleştirilen davanın açıldığı tarih itibariyle talebin ve davanın konusunun mevcut bulunmadığı gerekçesiyle hasımsız olarak açılan davanın gerek hasımsız açılması gerekse konusunun kalmaması nedeniyle reddine, birleştirilen dava yönünden ise bu dava tarihi itibariyle davanın konusu mevcut olmadığından talebin reddine karar verilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, imtiyazlı pay sahipleri genel kurulunca alınmış bulunan tasdik kararının TTK. nun 382 nci maddesi uyarınca icrasının durdurulması hususunda alınmış bir kararın varlığının iddia ve ispat edilememiş olması sebebiyle İmtiyazlı Pay Sahipleri Genel Kurulu kararının iptali hususunda açılan davanın neticesinin beklenmesine gerek bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, hasımsız olarak açılan esas dava ile Dairemizin 15.01.2004 tarihli bozma kararı üzerine açılan birleşen dava, davalı şirketin sermaye artırımına ilişkin ana sözleşme değişikliğini içeren genel kurul kararının tescil ve ilanına ilişkin diğer davalı Ticaret Sicil Memurluğu işleminin iptaline ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacının, davalı şirkette imtiyazlı pay sahibi olduğu ve davalı Ticaret Sicil Memurluğu'nun henüz imtiyazlı pay sahipleri genel kurulunca tasdik olunmadan dava konusu edilen işlemi yaptığı dosya içeriği ile sabittir. Çekişmenin halli ise, bilahare sermaye artırımı ile ilgili genel kurul kararının imtiyazlı pay sahipleri genel kurulunca tasdik edilmesinin davayı konusuz bırakıp bırakmadığı noktasında toplanmaktadır.
TTK. nun 34 ncü maddesi uyarınca Ticaret Sicil Memurluğu yasal şartların mevcut olup olmadığını esas bakımından da incelemekle yükümlüdür. Ticaret Sicil Memurluğu ortaklıklarla ilgili başvurularda tescili istenen hususun yok veya butlan ile malul olduğunu tesbit ettiğinde tecil istemini ret etmek durumundadır. Aynı Yasa'nın 389 ve 391 nci maddeleri hükmünce ise, sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının imtiyazlı pay sahipleri genel kurulunca onanması gerekmekte olup, bu yöndeki düzenlemede emredici mahiyettedir. Öte yandan, TTK. nun 390 ncı maddesi uyarınca da tescil kurucu niteliğe haizdir. Sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararları anılan hükümler uyarınca imtiyazlı pay sahipleri genel kurulunca tasdik edilinceye kadar askıda olup, ancak imtiyazlı pay sahipleri genel kurulunca tasdik edilmekle infaz olanağı kazanır.
Bu sebeple davalı Ticaret Sicil Memurluğu'nca davalı şirketin tescil isteminin henüz infaz olanağı kazanmadığından bahisle reddi gerekirken, kabulü doğru olmadığı gibi, öğretideki bir kısım aksi yöndeki görüşe rağmen ( Bkz. Prof. Dr. E. Moroğlu, Anonim Ortaklıklarda Esas Sermaye Artırımı, 2.Baskı, Sh.79) bilahare, yani esas davanın açılmasından sonra imtiyazlı pay sahipleri genel kurulunca tasdik işleminin yapılmış olması da tescil tarihi ile imtiyazlı pay sahipleri genel kurulunun yapıldığı tarih arasındaki dönem bakımından, yolsuz tescili geçerli hale getirmez ve bu sebeple de davanın konusuz kaldığından söz edilemez. Bu itibarla, davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazının kabulüyle hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy