(6762 S. K. m. 1282, 1292) (Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları A.5)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Alanya Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 09.03.2004 tarih ve 2003/551- 2004/275 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B.Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı nezdinde kasko sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan müvekkili aracının 10.11.1996 tarihinde meydana gelen kaza sonrasında hasarlandığını, sigorta tazminatının ödenmediğini ileri sürerek, 33.620.176.000.- TL'nın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kazanın poliçe düzenleme tarihine yakın olduğunu, oluş şekli, hasarın beyan edilen yerde ve şekilde meydana gelmesinin imkansızlığı ve ifadelerdeki çelişki nedeniyle tazminat isteminin ret edildiğini, ayrıca aracın kaza tarihi itibariyle dava dışı H. tarafından satın alınması ve menfaat değişikliği bulunması nedeniyle sözleşmenin sona erdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kazanın belirtilen şekilde meydana gelmediği, hasarın teminat kapsamı dışında olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, kasko sigortasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. TTK'nun 1282'nci maddesi uyarınca, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olan sigortacı, aynı yasanın 1281 'inci maddesine göre kural olarak rizikonun teminat dışı kaldığına dair savunmalarını kanıtlamalıdır. Ancak olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde, bu oluş şeklinin Kasko Sigorta Genel Şartları'nın A.5'inci maddesinde belirtilen teminat dışında kalan hallerden sayılması gerekmektedir. Diğer bir deyişle sigortalı, TTK'nun 1292/3'üncü maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar yükümlülüğünü kasten yerine getirmez ve sigorta teminatı dışında kalan bu hususu sanki rizikonun teminat dahilindeymiş gibi oluştuğunu ihbar ederse ispat külfeti yer değiştirip, oluşan rizikonun teminat içinde kaldığının ispat külfeti sigortalıya geçer. O halde, somut olayda davalı sigortacının savunmalarını kanıtladığı, rizikonun davacının ihbar ettiği şekilde gerçekleşmediği ortaya çıktığı dikkate alınıp, ispat yükünün davacı sigorta ettirene düştüğü hatırlatılarak kanıtlarını sunma imkanı verilip sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy