(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 14.04.2003 tarih ve 1997/682 - 2003/414 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deyiş Cesur tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı, 08.02.1989 tarihinde kooperatif üyesi olan Gül Ceyhan'ın hissesini devralarak davalı kooperatifin üyesi olduğunu, kooperatifçe kendisinden kredi talep formu istenmesi karşısında kredi kullanmayacağını ve istenen 7.000.000.-TL.yi banka hesabına yatırdığını bildirmesine rağmen davalı bankadan kendi adına kredi kullanıldığını ileri sürerek, davalı bankaya borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı kooperatif vekili, müvekkilinin tasfiye halinde olduğunu, davalıya borcu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı banka vekili, davacının hissesini devraldığı Gül Ceyhan adına kredi kullandırıldığını, hissenin devralınmasıyla o hisseye tekabül eden haklara ve borçlara halef olunduğunu, esasen sorunun davalı kooperatif ile davacı arasında olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre bozma ilamına uyulmasına karar verilerek, gerek davacı Ali Gülkanat'a gerekse devraldığı Gül Ceyhan'a ait kredi istem formlarının bulunmadığı gerekçesiyle davalı banka yönünden davanın kabulü ile davacının davalı bankaya borçlu bulunmadığının tespitine, davalı kooperatif yönünden davanın husumet nedeniyle reddine dair verilen karar kesinleşmiş olduğundan yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Dava, muvafakati olmadığı halde kooperatif tarafından davalı bankadan adına çekilen kredinin kooperatife yatırılmış olması nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ilişkindir.
Davacı toplu konut kredisi kullanmak istemediğini, bu nedenle toplu konut kredisi ile istenen miktarı kooperatif hesabına yatırdığını beyan ederek ödeme belgesi ibraz etmiş, davalı banka ise davacı ve davacının devraldığı kooperatif ortağının kooperatif tarafından gönderilen kredi dağıtım listelerinde yer alması nedeniyle kredi kullandırıldığını savunmuş, mahkemece, kredi talep formuna rastlanmayan davacının, davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Davacıya ait paya ilişkin olarak davalı bankadan kredi alındığı konusu taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Zira davacı, dava dilekçesinde muvafakati olmadığı halde kooperatif yönetiminin kendi adına davalı bankadan kredi çektiğini ileri sürmekte, bilirkişi raporunda da kooperatifin 441 ortağı adına kredi kullandırıldığı ancak davacının ve devraldığı ortağın kredi talep formuna rastlanmadığı belirtilmektedir. Uyuşmazlık, kredi bedelini kooperatif hesabına toptan yatıran davacının bu nedenle davalı bankaya karşı borçlu olmadığının tespitini isteyip istemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Davalı kooperatifin üyeleri adına 22.10.1986 tarihinde kredi talebinde bulunduğu, davacının 08.02.1989 tarihinde kooperatif hissesini tüm hak ve vecibeleri ile birlikte devraldığı, kredi borcuna karşılık olarak 7.000.000.-TL.sını 21.05.1990 tarihinde kooperatif hesabına yatırdığı tüm dosya kapsamından anlaşılmış olup, bankaya yapılan bir ödemenin iddia ve ispat edilememesi karşısında davacının kredi istek formu olmadığından davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı banka vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı banka yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy